Tüm Haberlere Dön
17 YILDA 22 BİNİ AŞKIN İŞ CİNAYETİ
Haberler İzmir

17 YILDA 22 BİNİ AŞKIN İŞ CİNAYETİ

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, 3 Mart İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü dolayısıyla bir basın toplantısı gerçekleştirdi. “Ölüm, yaralanma ve sakat kalma; esnek ve güvencesiz çalışma hiçbir emekçinin kaderi değildir. İnsan onuruna yakışır, güvenli ve güvenceli çalışma hakkımız için sesimizi yükseltiyoruz” ifadelerine yer verilen açıklama, tüm çalışma alanlarında işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin artırılması ve bağımsız denetim sisteminin kurulması çağrısıyla tamamlandı.

Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi`nde 4 Mart 2019 tarihinde gerçekleştirilen basın toplantısında TMMOB İzmir İKK adına Maden Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Aykut Akdemir ortak açıklamayı okudu. 3 Mart`ın 263 madencinin yaşamını yitirdiği Kozlu Maden Faciası`nın yıldönümü olduğunun hatırlatıldığı açıklamada, bu tarihin TMMOB tarafından "İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü" olarak ilan edildiğini hatırlatıldı. İş kazalarının önlenmesi için kaynak ayrılmadığına vurgu yapılan açıklamada, şu bilgiler yer verildi:

"Yasalar ile koruma altına alındığı söylenen işçi sağlığı ve iş güvenliği, her geçen gün kötüye gidiyor. Ülkemiz toplu iş cinayetlerinde, işçi ölümlerinde dünyada ilk sıralarda geliyor. İşçi sağlığı ve iş güvenliği meclisinin yayımladığı sayılara göre 2018 yılında en az 1923 kişi işyeri kaynaklı nedenlerle hayatını kaybetmiştir. AKP`nin iktidara geldiği 2002 yılından 2019 yılının başına kadar iş cinayetlerinde hayatını kaybeden emekçilerin sayısının 22 bini aştığını üzüntüyle görüyoruz.

SGK tarafından açıklanan rakamlara bakıldığında; 2017 yılında 4A kapsamında çalışanların geçirdiği iş kazası sayısının 359 bin 653; 4B kapsamında çalışanların geçirdiği iş kazası sayısının ise 213 olduğu görülmektedir. Bu kazalar sonucunda 4A kapsamında çalışan 1.633, 4B kapsamında çalışan 3 kişi olmak üzere toplam 1.636 kişi hayatını kaybetmiştir. SGK 2016 yılı istatistiklerine göre 286.068 iş kazasında 1.405 işçi hayatını kaybetmişti.  Açıklamaya göre, 2017 yılında bir önceki yıla göre iş kazası sayısı yüzde 25 oranında, iş kazaları sonucu ölüm yüzde 16 oranında artmış; 2018 verileri ise henüz açıklanmamıştır."

Her yıl 2 bine yakın işçinin hayatına kaybetmesinin işyerlerinin güvensiz, ilgili mevzuatının yetersiz olduğuna gösterdiğine vurgu yapılan açıklamada, esnek ve kuralsız çalışmanın kazaları artırdığı belirtildi. İşçi sağlığı ve iş güvenliği uygulamalarının basit bir hizmet alımına dönüştürüldüğüne değinilen açıklamada, şöyle denildi: 

"Bir danışmanlık hizmeti olan işçi sağlığı ve iş güvenliği uygulamalarında sorumluluk bütünüyle işverene aitken, ülkemizde işveren tüm sorumluluklardan kaçmaktadır. Bu kaçış için ise, danışmanlık hizmeti aldığı iş güvenliği uzmanını sorumlu tutmaktadır. İşverenin önleyici, engelleyici çalışmaları yapmadığı, kaza yaşanan durumlarda fatura meslektaşlarımıza kesilmekte, yargı önüne iş güvenliği uzmanları çıkarılmaktadır.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda iyileştirici adımlar atılabilmesi için öncelikle işverenlerin sorumluktan kaçmasının önünde geçilmelidir. İşverenlerin temel sorumluluklarından kaçtıkları, kendi yerlerine birer günah keçisi olarak iş güvenliği uzmanlarını koydukları bir çalışma yaşamında, önleyici ve engelleyici hiçbir çalışmanın yapılamayacağı açıktır."

Emekçilerin sendikal haklarını kullanamadığı koşullarda işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda yol almanın mümkün olmayacağının dile getirildiği açıklamada, şöyle denildi:  

"İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanına ilişkin düzenlemelerin ve denetimin yalnızca Aile, Çalışma Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yürütülmesi, doğru kararların alınmasının önünde bir engeldir. Bu nedenle düzenleme ve denetleme; Aile, Çalışma Sosyal Hizmetler Bakanlığı`nın yanında, Sağlık Bakanlığı, üniversiteler, sendikalar, TTB ve TMMOB`den oluşan idari ve mali yönden bağımsız bir enstitü tarafından yerine getirilmelidir. Çalışma yaşamına ilişkin tüm düzenlemeler bu enstitü tarafından yeniden ele alınmalı ve kararlaştırılmalıdır."

"Ölüm, yaralanma ve sakat kalma; esnek ve güvencesiz çalışma hiçbir emekçinin kaderi değildir. İnsan onuruna yakışır, güvenli ve güvenceli çalışma hakkımız için sesimizi yükseltiyoruz" ifadelerine yer verilen açıklama, tüm çalışma alanlarında işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin artırılması ve bağımsız denetim sisteminin kurulması çağrısıyla tamamlandı.