Diyarbakır`da 5-7 Aralık 2019 tarihleri arasında düzenlenen TMMOB 12. Enerji Sempozyumu`nun tamamlanmasının ardından 8 Aralık 2019`da Ilısu Barajı nedeniyle sular altında kalacak olan Hasankeyf gezildi. Heyet üyeleri su tutulmaya başlanan baraj alanında ve bölgede incelemeler yaparak, gözlemlerini paylaştılar.
EMO Yönetim Kurulu Başkanı Gazi İpek, yaptığı açıklamada böyle bir projeye ihtiyaç olmadığını, çok rahatlıkla çözülebilecek bir sorunun adeta hesaplaşmaya çevrildiğini kaydetti. 12 bin yıllık bir mirasın yok edildiğine vurgu yapan İpek, baraj alanında şu anda yüzde 30 civarında doluluk olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi:
"Yılbaşından sonra Ocak-Şubat`ta da tamamen sular altında kalacağını görüyoruz. Bu tabii kurtarılabilir ama öyle bir niyet yok, sağır duvara konuşuyoruz. Türkiye`de olağanüstü bir güneş var. Rüzgar projeleri var. Bunlar desteklenebilir. Gelecekte çok büyük iletim hatları, dağıtım hatları yapmamıza gerek kalmayacak. Güneş ve rüzgar gibi diğer birtakım imkanlar artık daha küçük boyutlu depolanabilir. Kontrol edilebilir. Böyle bir çağda ‘kör kör parmağım gözüne` deniyor. Hızla durdurulması gerekiyor."
"Mirasımıza İhanet Olur"
Londra Enerji Kulübü Başkanı Mehmet Öğütçü ise gördüğü tablo karşısında çok üzüldüğünü ve utandığını söyledi. Türkiye`nin Ilısu Barajı`nda üretilecek elektriğe ihtiyacı olmadığını belirten Öğütçü, şöyle konuştu:
"Enerjiye ulaşmak için medeniyetin izlerini tahrip etmek, betona ve suya gömmek kabul edilebilir bir şey değil. Hele ki geldiğimiz aşamada. Biz medeniyete yeni izler bırakacağımıza geçmişten gelen izleri silmeye başladık. Enerjiyle tarih ve çevre arasındaki bağlantıyı iyi kuramıyoruz. Bu sadece Hasankeyf`te yaşadığımız bir olgu değil. Ülkemizin neresine giderseniz gidin, hidroelektrik, altın madenleri, termik santrallerde insan sağlığını ve doğayı tahrip eden bir yaklaşım izliyoruz. Savunma olarak ‘Enerjisiz kalacağız` demek, basit bir izahat. Kendi yeteneklerimize, zekâmıza, tarihimize ve medeniyet mirasımıza ihanet olur. Ne su ne enerji ne güvenlik mülahazaları böyle bir şeyi haklı gösterebilir. Ben burada tamamen Hasankeyf`in tarihi özelliğine odaklanması gerektiğini düşünüyorum. Bu her türlü siyasi, ekonomik mülahazanın üzerindedir."
Hala bu yanlıştan dönülebileceğini vurgulayan Öğütçü, şunları söyledi:
"Böyle bir medeniyet mirasının koruyabilmek için bunu geri çevirecek adımlar atılmalıdır. Bu konuda hükümetin tamamen inşaat, enerji ve su odaklı hareket etmesi doğru değildir. Çünkü öyle şeyler vardır ki onlara değer biçemezsiniz. Bu onlardan bir tanesidir. Yani Topkapı Müzesi`ne koyabileceğiniz değerde nitelikteki eserleri suyun altında bırakmak betona boğmak anlaşılır bir şey değil."
"Tarım Alanları Yok Oluyor"
TMMOB 12. Enerji Sempozyumu Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Arif Nacaroğlu ise tarih mirasın Türkiye için hiç önemli olmayan bir enerji miktarı için sular altında kalacağına işaret etti. Meslek odalarının Hasankeyf`e dikkat çekmek için yoğun çaba gösterdiğini anlatan Nacaroğlu, "Yükselen Dicle suları henüz Hasankeyf`i yutmadan bu proje acilen durdurulmalı; Maldiv adalarından daha büyük bir tarım toprağı inat ve kar uğruna kaybedilmemelidir" diye konuştu.