İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri`nin 2 Nisan 2020 tarihinde gerçekleştirdiği basın açıklamasında, salgının tüm dünyada ağır bir insani krize dönüştüğüne vurgu yapılarak, açıklanan önlem paketinin dezavantajlı kesimleri korumadığı ifade edilerek, şöyle denildi:
"Bu paket ile iktidarın asıl hedefinin ihalelerle, garanti ödemelerle, devasa vergi aflarıyla beslediği büyük sermaye grupları yerine yine halkın cebi olduğu açığa çıkmıştır. Tüm yurttaşlara karantina kurallarına riayet etmeleri ve evde kalmaları çağrısı yapılmaktadır. Ancak evde kalma şansına sahip olmayan, şantiyelerde, fabrikalarda, marketlerde, temizlik hizmetlerinde ve hastanelerde çalışmak zorunda kalanların/bırakılanların biyolojik ve sosyal yaşamsal ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağına dair en küçük bir öngörü, tedbir dahi yoktur. Oysa ülkemizde toplumun mutlak çoğunluğu yoksulluk sınırının altındadır. Son yıllarda giderek derinleşen ekonomik kriz bu yoksulluğu daha da arttırmış, halkın hatırı sayılır bir kesimi, temel gıda ve hijyen malzemesi ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale gelmiştir. Buna, salgına bağlı olarak ücretsiz izin ve işten çıkarmalar da eklenince, karşı karşıya olduğumuz insanî krizin boyutu iyice büyümüştür."
İktidarın bu insanî krize çare arayan, toplumsal dayanışmayı büyütmeye çalışan kesimlere engel önünü olmaya çalıştığının ifade edilerek, şöyle denildi:
"Çok iyi biliyoruz ki yerel yönetimler, bir kamu gücü olarak böylesi olağan dışı zor zamanlarda yurttaşlarla dayanışmanın, onlara destek olmanın ve alınacak tedbirlere toplumun etkin katılımının en önemli araçlarından biridir. Her şeyi kendi tekelinde ve kontrolünde bulundurma hırsı ile hareket eden iktidar, böylesi ağır koşullarda bile halkı değil de sadece kendi siyasal geleceğini düşündüğü için, kelimenin tam anlamıyla siyasal fırsatçılık yaparak belediyelere kayyumlar atamakta, başlatılan dayanışma ve destek çalışmalarına engeller çıkarmaktadır."
Ankara ve İstanbul Büyükşehir belediyelerinin bağış toplamalarının Belediyeler Kanunu`na rağmen engellendiği ve hesaplarına bloke konulduğunun hatırlatıldığı açıklamada, "İçişleri Bakanlığı`nın yayımladığı genelge ile bu belediyeler soruşturmalarla, yani üstü örtülü bir şekilde kayyum atamalarıyla tehdit edilmektedir" denildi.
Zenginlere krizden zararsız çıkış paketleri sunulurken, yoksullara ise yalnızca "sabır ve dua telkin edildiğine" vurgu yapılan açıklamada, "İstemektedir ki, kendilerine, parti teşkilatlarına, cemaatlerine el açılsın. Bugüne kadar beslendikleri ana kaynak olan yeni muhtaçlık ve minnet ilişkileri gelişsin. Kendi oy depoları olarak gördükleri yoksullar, kendileri dışında kimse ile temas etmesin, iktidar alanlarına girilmesin" ifadelerine yer verildi.
İhtiyaçların "el açma yolu ile değil dayanışma yoluyla çözülmesi" gerektiğine vurgu yapılan açıklama, şöyle tamamlandı:
"Bu dayanışma da ancak doğrudan ihtiyaca yönelik aynî yardımlarla daha sağlıklı yürüyecektir. Fiziksel mesafelerimizin artması, toplumsal mesafelerimizi azaltmamıza engel değildir. Bu çerçevede tüm yurttaşları, temel ihtiyaç malzemelerinden oluşan aynî yardımlarını el açmayı değil dayanışmayı, bir elin verdiğini diğerinin görmemesini esas alan örgütlenmelere yönlendirmeye; insanî krizi, siyasal iktidarın çaresiz ve yalnız bıraktığı kesimlerle omuz omuza durarak atlatma konusunda çaba sarf etmeye davet ediyoruz."