Tüm Haberlere Dön
KADIN ÖRGÜTLERİ 23 NİSAN’DA UYARDI: ÇOCUK İSTİSMARININ AFFI OLMAZ
Haberler İzmir

KADIN ÖRGÜTLERİ 23 NİSAN’DA UYARDI: ÇOCUK İSTİSMARININ AFFI OLMAZ

TMMOB Kadın Çalışma Grubu, DİSK Kadın Komisyonu, KESK Kadın Meclisi, TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu, 23 Nisan 2020 tarihinde “Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin Uygulanması Devletin ve Toplumun Sorumluluğudur” başlıklı ortak bir açıklama gerçekleştirdi. Çocuklarının erken yaşta “evlendirilmesinin” istismar olduğuna işaret edilen açıklamada, “Devletin görevi; bu suçların gerçekleşmesini önlemektir; geleneksel, dinsel dogmaların ardına sığınarak suçluları cezasız bırakmak değildir” denildi.

Koronavirüs salgını nedeniyle gerçekleştirilen infaz düzenlemesi kapsamında çocuklara yönelik cinsel istismarını affeden yasa tasarısın gündeme getirildiğini hatırlatıldığı açıklamada, aralarında Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi`nin de yer aldığı pek çok uluslararası belgede, 0-18 yaş grubunda yer alanların "çocuk" olarak tanımlandığı vurgulandı. Kendilerinden büyük erkeklerle evlendirilen kız çocuklarının; kadınlık ve annelik rolleri gibi yerine getirmekte zorlanacağı pek çok sorumlulukla karşı karşıya kaldıkları ifade edildi.  Kız çocuklarının erken yaşta "evlendirilmesinin" istismar olduğuna işaret edilen açıklamada şöyle denildi:

"Kız çocuklarının erken yaşta ve kendileri hakkında özgür kararlar verme yeterliliğine sahip olup olmadıklarına bakılmaksızın, aile ve çevre baskısıyla alınan kararlar sonucu evlendirilmesi, olumsuz etkilerinin yaşamının sonraki dönemlerinde de sürdüğü her yönüyle çocuğa yönelik bir cinsel istismardır. Sonuç olarak, çocuk yaşta evlilik bir çocuğun temel haklarının ihlal edilmesi, hayatının çalınması ve geleceğe ilişkin umutlarının karartılması anlamına gelmektedir."

Çocuk Hakları Sözleşmesi`nde sağlık, eğitim, barınma, güvenlik gibi haklara ayrıntılı bir şekilde yer verildiğine değinen açıklamada, "Doğumdan 18 yaşına kadar gelişimlerinin çeşitli evrelerinde gereksinimlerinin karşılanması, bakımı, zarardan korunması, çıkarlarının savunulması ve birer erişkin olarak yetiştirilmeleri konusunda devletin ve toplumun sorumluluğu dile getirilmektedir" ifadelerine yer verildi.  Çocuğun yasayla korunması gerektiğinin dile getirildiği açıklamada, sözleşmenin çocuğun gelişimine zarar verecek geleneksel uygulamalara karşı da koruma içerdiği dile getirildi. Sözleşmenin 19 ve 34. maddesinde taraf devletlerin alması gereken önlemlere de yer verildiğinin hatırlatıldığı açıklamada, şöyle denildi:

"Bu önlemler Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi`nde devletin sorumlulukları ayrıntılı olarak tanımlanmıştır. Benzer biçimde, İstanbul Sözleşmesi`nde de erken yaşta zorla evliliklerin suç olarak düzenlenmesi zorunlu kılınmaktadır.

Sonuç olarak, çocuklara ilişkin sahip olduğumuz toplumsal sorumluluklarımızla, kız çocuklarının erken yaşta zorla evlendirilmelerine ve kendisine tecavüz eden cinsel saldırı failleriyle evlendirilerek failin affedilmesine yönelik her tür söylem ve yasal değişiklik girişimini kabul edilemez. Bu tür girişimler, yaratılan fiili durumlar ve fiili duruma yasal kılıf oluşturma çabaları taraf olunan çocuk ve kadın haklarına ilişkin uluslararası sözleşmelere aykırıdır, bu sözleşme hükümlerinin ihlal edilmesi de ayrıca suç teşkil etmektedir. Cinsel istismar da dahil olmak üzere çocuklara yönelik her tür istismarın suç olduğu, cinsel istismar suçunun ise hangi gerekçeyle olursa olsun affedilemeyeceği asla akıldan çıkarılmamalıdır.

Devletin görevi, kız çocuklarının erken yaşta zorla evlendirilmesini engellemektir, cinsel istismar suçlularını cezalandırmak ve bu suçların gerçekleşmesini önlemektir; geleneksel, dinsel dogmaların ardına sığınarak suçluları cezasız bırakmak değildir. Başta çocuk yaşta zorla evlendirilme olmak üzere evrensel çocuk haklarının ihlali yönündeki her tür müdahale karşısında kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz."