Sekretarya hizmetlerini Elektrik Mühendisleri Odası`nın (EMO) yürüttüğü NKP`nin 26 Nisan 2020 tarihinde gerçekleştirdiği yazılı basında açıklamasında, Çernobil`de yaşanan felaketin boyutlarının aradan geçen uzun yıllara rağmen katlanarak artığı ifade edilerek, şöyle denildi:
"Ukrayna`da bulunan Çernobil Nükleer Güç Santralı`nda, 26 Nisan 1986`da insanlık tarihinde görülmemiş bir facia yaşanmıştır. Yüzbinlerce insan yaşamını yitirmiş, yüzbinlerce insan evini terk etmek zorunda kalmış ve kilometrelerce alana yayılan radyoaktif maddeler kanser vakalarında artışa neden olmuştur. Kitlesel bir cinayete neden olan kaza sonrasında bölge, yüzyıllarca açılmamak üzere kapatılmış, milyarlarca dolarlık kayıp oluşmuştur. Çernobil kazasının ardından Fukuşima`da yaşanan kaza ile tehlike çanları tekrar çalarken, diğer nükleer santrallardan sızan radyoaktif maddeler ve nükleer atıklardan kaynaklı sorunların ise üstü örtülmüştür."
Ukrayna`da 4 Nisan 2020 tarihinde çıkan orman yangını nedeniyle Çernobil bölgesindeki radyasyon seviyesinin 16 kat arttığının hatırlatıldığı açıklamada, ülkemizdeki duruma ilişkin ise şu değerlendirmelere yer verildi:
"Ülkemizde ise Çernobil ve Fukuşima facialarına yarattığı yıkıma rağmen; Mersin-Akkuyu, Sinop-İnceburun`da halkın itiraz çığlıklarına inat, büyük risk taşıyan bu projelerin uygulamaya konulması için harekete geçilmiştir. Uyarılar dikkate alınmamaktadır.
Tüm dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs nedeniyle binlerce insanın hayatını kaybettiği bu zorlu dönemde, önemli risk alanlarından birini oluşturan inşaatların biran önce durdurulması ve çalışanların ücretli izinli sayılması çağrılarına kulaklar tıkanmış, Akkuyu Nükleer Güç Santralı`nda inşaat çalışmalarına devam edilmiştir. Yaklaşık 6 bin işçinin hayatı, hırs uğruna gözden çıkarılmış, sermayeden yana tercih kullanılmıştır."
İktidar sözcülerinin "70 yıllık stratejik nükleer hayalinin gerçeğe dönüştüğü, Akkuyu inşaatı atom çekirdeği üzerinde yükseliyor, büyük ve güçlü Türkiye hayaline emin adımlarla yürüyoruz" ifadelerinden duyulan şaşkınlığın dile getirdiği açıklamada, şöyle denildi:
"Halk sağlığını korumak öncelikle iktidarların görevidir. Uluslararası çıkar çevrelerinin çabalarıyla ülkemize; pahalı, kirli ve tehlikeli teknoloji hayata geçirilmelerine izin verilmemelidir. Olası bir kaza sonrası yaydığı radyasyonun etkileri yüzyıllarca devam edecek, atık sorunu çözülmemiş santralların, canlıları ve doğayı yok edeceği açıktır. Nükleer santralların dünyada birim maliyeti en yüksek elektrik üretim tesisleri olduğu da ayrıca unutulmamalıdır. Akkuyu ve Sinop nükleer santralları için verilen alım garantileri ise ucuz enerji iddiasını bizzat yalanlamaktadır. Ülkemizin nükleer santrallardan üretilecek enerjiye ihtiyacı yoktur."
En küçük riskin bile gerçekleşmesi halinde geri dönülmez sonuçlar yarattığına vurgu yapılan açıklamada, şöyle tamamlandı:
"İnsanlığın ve doğanın sınırlarını zorlayan bu yatırımların, kitlesel cinayetlere neden olmasını istemiyoruz. Çağrımızı yükseltiyor, tarihsel bir sorumluluk anlayışı içinde nükleer santralların yaşantımızdan sonsuza kadar çıkartılmasını istiyoruz. Çernobil`in yıldönümünde; ölüm getiren teknolojiler yerine, sağlıklı bir yaşamı savunuyor, nükleer santrallara aktarılan kaynakların sağlık ve yoksullukla mücadelede kullanılmasını talep ediyoruz."