Düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki tüm engeller kaldırılmalı; 12 Eylül Anayasası parça başı ve siyasi amaçlı olarak değil, tüm yurttaşların katılımıyla, çağdaş, eşitlikçi, demokratik, özgürlükçü bir Türkiye yaratma hedefinde topyekün değiştirilmedir.
Din, dil, etnik köken, cinsiyet, cinsel yönelim, sınıf, mezhep vb. her türlü ayrımcılık ortadan kaldırılmalı, devletin yasalarla ve uygulamalarla kadın haklarını ve bütün özgürlükleri güvence altına aldığı bir Türkiye yaratılmalıdır.
Siyasi Partiler Yasası siyasi yaşama kadın katılımını artıracak yönde değiştirilerek, adaylıklarda en az % 30 oranında kadın kotası uygulaması yaşama geçirilmelidir.
Ülkemizde güçler ayrılığı ilkesi yaşama geçirilerek, yasama- yürütme ve yargı bağımsızlığı tam olarak sağlanmalıdır.
Üniversiteler özerk ve demokratik olmalı, YÖK kaldırılmalıdır.
Kreş ve anaokulu dahil eğitim ve sağlık hizmetleri parasız olmalı, zorunlu eğitim 11 yıla çıkarılmalı; zorunlu din dersleri kaldırılmadır. Eğitim bilimsel olmadır. İmam Hatip Liseleri yalnızca imam ihtiyacına cevap verecek sayıya indirilmeli, kız öğrenci kaydı yapılmamalıdır. İmam hatip mezunlarının yüksek öğrenimle ilişkileri tamamen kesilerek eğitimde birlik yeniden sağlanmalıdır.
Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılarak bütçesi eğitim ve sağlığa tahsis edilmelidir. Devletin ve siyasi iktidarın tüm inanç ve dinlere eşit mesafede durması kesinlikle sağlanmalıdır.
Kız çocuklarının temel eğitimleri ailelerin keyfine bırakılmamalı, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması yönünde acilen devlet politikaları oluşturulmalıdır.
Kadına şiddet suçları ve "nefret" suçları en ağır cezalara çarptırılarak caydırıcılıkları sağlanmalı, töre, namus, genel ahlak vb. gerekçeler hiçbir şekilde hafifletici neden sayılmamalıdır. Kadın, töre, ahlak ve din gerekçeli baskı ve ayrımcılıktan kurtarılmalıdır.
Doğal kaynaklarımız ve çevre korunarak kamu yararını esas alan ulusal planlamalarla ülkemiz yararına değerlendirilmelidir. Talan ve yağma noktasına ulaşan özelleştirmelere son verilmeli, kadınlarımızı iki kez ezen işsizlik ve yoksulluğun önüne geçilmelidir.
Bugünümüzü karartarak geleceğimizi güvenliksizleştiren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası acilen geri çekilmelidir. Yerine sosyal hukuk devletini ve insanı esas alan bir yasa hazırlanmalıdır.
Kadın istihdam politikaları geliştirilmeli, kadınların annelikle iş yaşamını birlikte sürdürebilecekleri yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
Halkımızı yapay tartışmalarla bölerek ülkemize zarar veren, özgürlük ve demokrasi kavramlarını "türban ve başörtüsüne" indirgeyen ufuksuz siyaset anlayışı bu siyaseti güden tüm taraflarca bir an önce terk edilmelidir.
Halkımızı din ve milliyetçilik çizgilerinde bölmeye yönelik her türlü politikaya son verilmelidir. Toplumsal zeminde demokrasi ve barış kültürünü güçlendirecek politikalar ivedilikle yaşama geçirilmeli, Kürt sorununun barışçı yollarla çözümü için adım atılmalıdır.
Çağrımız meslektaşlarımıza, köyde ve kentte yaşayan tüm kadınlaradır;
Haklarımızın bilincinde olalım, haklarımıza sahip çıkalım. Yaşamın her alanında kadın politikasını geliştirmek için mücadele edelim.
Susmayalım.
Kadının insan haklarına giden yolu "özgürlükçü, eşitlikçi, çağdaş, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve bağımsız Türkiye" mücadelesiyle açalım.
Kadınların birlik, mücadele ve dayanışma günü 8 Mart hepimize kutlu olsun.
DÜNYA‘DA VE ÜLKEMİZDE YAPILAN ARAŞTIRMALAR KADIN SORUNLARINI BELGELİYOR
DÜNYADA;
Dünyadaki tüm yoksulların en az %70‘i kadındır.
Kadınlar Dünya‘daki toplam gelirin ancak %10‘una, mal varlığının ise yalnızca %1‘ine sahipler.
Dünyada her 5 kadından birisi işkence görüyor.
ÜLKEMİZDE;
Her üç kadından biri şiddete maruz kalıyor.
Her 10 kadından 9‘u "Haklı görülebilecek dayak yoktur" diyor. Öğrenim düzeyi düştükçe fiziksel şiddet gören kadınların sayısı artıyor.
Kadınların %70 ila %85‘i şiddetin aile içinde önlenemeyeceğini düşünüyor ve devleti göreve çağırıyor.
Türkiye‘de kadınların %40‘ı görücü usulüyle evleniyor. %30‘u dini nikahla, %20‘si nikahsız yaşıyor.
Yılda yaklaşık 2.500 kadın anne olmak isterken hayatını kaybediyor.
Kadınların yüzde 45‘i doğum kontrolü uygulamıyor.
Yüzde 64‘ü hamilelik döneminde doktor yüzü görmüyor.
Yüzde 65‘i eve gelen konuğa görünmüyor. Bu özellikle kırsal kesimde çok yaygın.
Her gün 1 kadın töre ve namus cinayetine kurban gidiyor ya da intihar etmek zorunda bırakılıyor.
Kadınlar erkeklerin elindeki denetimsiz silahların kurbanı oluyor.
Öldürülen her 100 kadından 90‘nının katili kocası.
Ülkemizdeki kadınların 19.7 si okuma yazma bilmiyor. Bu oran kırsalda %28,6‘ya; Güneydoğu Anadolu‘da ise % 46,3‘e ulaşıyor.
Ülkemizde kadınların sadece %3.9‘u üniversite mezunu.
Ülkemizde kadınların işgücüne katılma oranı %25.4
Ülkemizde çalışan kadınların %79‘u sosyal sigorta güvencesinden yoksun.
Ülkemizde kadınlar erkeklere oranla %25-50 daha az ücretle çalıştırılmaktadır.
TBMM‘de kadın milletvekili oranı %9.1‘dir. AB ülkelerinde ise bu oran % 23‘tür.
Belediye Meclislerinde kadın temsil oranımız %2.42‘dir. AB ülkelerinde bu oran %25‘tir.
Kadınların sivil toplum örgütlerine üye katılımı yüzde 24, partilere yüzde 13, sendikalara ise yüzde 6 civarındadır.
Kadınların %80‘i ev işlerinin eşler arasında eşit paylaşılması gerektiğini düşünmektedir.
Kadınların %87‘si ev dışında istedikleri işte çalışabilmesini istemektedir.
Kadınların %84‘ü kazandıkları parayı kendi tercihleri doğrultusunda harcayabilmek istiyor.
Kadınların hemen hepsi (%97‘si) kız çocuklarının en az sekiz yıllık eğitim almasını istiyor.
KAYNAKLAR: Uluslararası Af Örgütü Raporları, BM Kalkınma Programı Raporları, Prof. Dr. Yeşim Arat ve Dr. Ayşegül Altınay‘ın "Kadına Şiddet" Araştırması.
TMMOB İZMİR İL KOORDİNASYON KURULU ADINA
MÜHENDİS, MİMAR, ŞEHİR PLANCISI
KADIN ÜYELERİ