EMO 41. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Musa Çeçen, TMMOB 40. Olağan Genel Kurulunun ikinci gününde yaptığı konuşmasına, 18 Ekim 2002 tarihinde alçakça bir saldırı sonucu yitirdiğimiz Hasan Balıkçı ve 39. Dönem TMMOB ve 40. Dönem EMO Onur Kurulu Üyesi Eyüp Sabri Aksüt ile yetirilen değerlere saygılarını sunarak başladı.
Enerji alanındaki özelleştirme saldırısının giderek arttığına ve arz güvenliği konusunda içine düşülen sıkıntıya dikkat çeken Çeçen, şöyle konuştu:
"Özelleştirme Karşıtı Platformu geçtiğimiz günlerde bir araya getirme noktasında bir iradeyi işaret ettik. TMMOB ve bağlı odalarının yerellerinde Özelleştirme Karşıtı Platforma olan desteğinin daha da artırılması, bunun yanında halkın örgütlü kesimleri ve emek örgütlerinin katılımını sağlama noktasında bir iradeyi ortaklaştırma noktasında hepimizi bir görevin beklediğini ve burada buluşmamız gerektiğini paylaşmak istiyorum. Türkiye arz güvenliği açısından çok ciddi bir problem içine düşmüştür. Bu da aslında bizim 1990lardan beri artırarak sürdürdüğümüz özelleştirme ile ilgili tüm argumanlarımızın bugün sonuçta gerçekleştiğini ve özelleştirmeyle enerjinin ucuz, kaliteli ve rekabet ortamında halka sunulacağı söyleminin altının tamamen oyulduğunu ve bugün gelinen noktada özelleştirmeyi savunanların fikirlerinin ve siyasetlerinin iflas ettiğini ve bu mücadeleyi bu odakta bugün tam da yükseltmemiz gerektiğinin zamanıdır diye düşünüyorum."
İKKlar Yeniden İşlevine Kavuşturulsun
TMMOB İl Koordinasyon Kurullarının son derece önemli örgütler olduğunu, yerel örgütlenmeler anlamında da en önemli bileşenler olduğunu vurgulayan Çeçen, İKKların yeterince değerlendirilemediğini anlattı. Musa Çeçen, bu konuya ilişkin görüş ve eleştirilerini şöyle aktardı:
"İzmir örneğiyle başlamak istiyorum. Kültürpark yeraltı otoparkı davasıyla başlayan süreçte, Büyükşehir Belediye Başkanının İKK temsilcilerinin görüşme talebine yazılı olarak başvursunlar diye reddetmesiyle başlayan gerilimin Uzakdoğu seyahatiyle sonuçlanan bir düzlem vardı. O dönemde hatta bunu ben İzmirde bir aşınma tartışmasıyla tartışmıştım. Bu aşınmanın genelde bizim yönetici düzleminde nereye kadar uzandığını, bu aşınmanın sonuçta İzmir İKK bir yana bırakın, diğer İKKlarda hangi ölçüde olduğunu, kente karşı işlenen suçların en büyük mücadele alanı olarak değerlendireceğimiz İKKların biraz silkelenmesi, önümüzdeki süreçte geçmişteki TMMOB mücadelesinin yerel düzlemde büyük başarılarına imza atan bu kuruluşların yeniden demokratik, siyasal işlevlerine kavuşturulması konusunda önümüzde ciddi bir süreç olduğunu düşünüyorum. Çünkü kıyı kenar çizgisinin işgal edildiği her noktadan tutun da su havzalarına kadar çok ciddi yerel saldırılarla karşı karşıyayız. Bu uluslararası saldırlar dışında başka saldırılar da devam ediyor. Kente karşı işlenen suçlarda İKKların işlevine yeniden kavuşturulmasını, o siyasal duruşu; temsilcilerimizin yerel idareciler ve egemenler karşısında daha dik durmalarını sağlayacak her türlü düzenlemeyi ve silkinmeyi yapmak gibi çok ciddi bir görevle karşı karşıyayız. Bu eleştirilerin İzmirde yetmediğini görüyorum. Daha sonra Expo tartışmalarında hepinizin hatırlayacağı gibi benzer bir kısım arkadaşlarımızın İnciraltının bahçeler arasının imara açılması olarak Exponun değerlendirilmesi, büyük rant beklentileri olanların bu düzlemde Expoyu kullanmalarına karşı bizim bazı arkadaşlarımızın yine Pariste Expo turlarına gittiğini buradan ne yazık ki sizlerle paylaşmak ve bu arkadaşlarımızla biraz daha kucaklaşarak, silkelenmeyi öneriyorum."
Kabullenilmiş Çaresizliğe Karşı Mücadele
Sürekli bir konuda mücadele edilip ve mücadelede uzun yıllar sonucu sağlanan kazanımların bir anda bir yasayla geri alınmasının yarattığı duyguyu Prof. Neşe Özgerin "kabullenilmiş çaresizlik" olarak adlandırdığını aktaran Musa Çeçen, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"TMMOB, belki değişik toplum örgütlenmeleriyle, belki psikologlarla, bu kabullenilmiş çaresizlik duygusunun toplumdan arındırılması, başka bir dünyanın ortak mücadeleyle inşasına yönelik bir iradenin yeniden hayatımızda anlamlı yerini alması için bir çabayı sürdürebilir. Öncelikle bu çabayı TMMOBnin içinde sürdürmenin artık zamanı geldi diye düşünüyorum. TMMOBnin içinde hepimiz kürsülere çıkıp kendi günlük devrimimizi yaptıktan sonra o duyguyla bu mücadelenin esas hayata geçirileceği düzlemlerde çok fazla bir arada olamadığımızı, günlük bir takım işlerimizin hercü merci içinde biraz oralardan uzaklaştığımızı da kendi yüzümüze ayna tutarak görmek gerekiyor diye düşünüyorum."
Demokrasi Güçleriyle Ortaklaşma Çağrısı
Musa Çeçen, 1 Mayıs sürecini, "toplumda yeniden filizlenmeye başlanan, toplumda giderek hem sosyal, hem ekonomik çöküntünün artık yeni bir filizlenmeye yol açacağına yönelik ipuçlarını değerlendiren o tırnak içindeki ceberut devletin el koyması" olarak değerlendirdi. Bunun bir telaşın işareti olduğunu kaydeden Çeçen, "Bu telaşı onlara hissettiren duyguyu bizim ortak irademizle daha da yüceltmek ve emek kesimleriyle demokrasi güçleriyle buluşma noktasında ayrılıklarımızın bizi biraraya getirmekten uzaklaştırmasını değil, en azından buluşamadığımız, ayrılık noktası hissettiğimiz konuları en azından tartışmaya, daha sonra sonlandırmaya aday bir noktaya koyup, buluşabildiğimiz noktalarda kucaklaşıp, omuz arasındaki mesafenin kısaltılması için çaba sarf edilmesi gerekiyor diye düşünüyorum" dedi.
TMMOB Genel Kurulunda gündeme gelen 14 Nisan mitingleri konusuna da değinen Çeçen, bu konuda da şu görüşlerini aktardı:
"Bu mitinglerin anlamını yeterince kavradığımızda bunun üzerinden de bir politik harekat sürdürmenin de ne kadar içinin boş olduğunu kavramak son derece kolaylaşacak diye düşünüyorum. Ben kendi adıma bir içerik bulduğumu pek söyleyemeyeceğim. Çağrısının ve politik bir söyleminin olduğunu da, ne önermesi olduğunu da söyleyemeyeceğim. Katılan arkadaşların hassasiyetlerine saygı duydum. Basından, medyadan, çeşitli kesimlerden, buna katkı koyanlardan aldığım izlenim şuydu: 14 Nisana tertipleyenlerin amacını 14 Nisana katılan nitelikli kitleler çoktan aşmıştı. Nitelikli ve 14 Nisanı tertipleyenlerin amaçlarını aşmasını sağlayanları buradan kutlamak istiyorum."
100. Yıl Marşını Besteleyelim
Türkiyenin kapitalizm saldırısı altında olduğunu kaydeden Çeçen, şöyle konuştu:
"Peki biz bunu İzmir Marşı ya da 10. Yıl Marşı ile göğüsleyebilecek miyiz? Doğrusu bu da bana saçma geliyor. Girilmedik tersaneniniz kalmadığı, satılmadık bankanızın kalmadığı bir yerde biz hala 10. Yıl Marşını üretenlerin açık alınla söyledikleri marşı, Cumhuriyetin 90. yılına yaklaştığımız şu zamanda nasıl söyleyebiliyoruz doğrusu biraz şaşkınlıkla izliyorum. Ama gelin bu ülkenin 100. yıl marşını, bu ülkenin demokratik bir Cumhuriyet, emek esnekli, Kürt-Çerkez-Ermeni ya da inanç sorunlarını aşmış bir ülkenin mücadelesini sonlandırarak, göğsümüzü gere gere Kürtü, Türkü, Çerkeziyle ortak bir şekilde ve bütün sesimizle haykıracağımız 100. yıl marşını birlikte besteleyelim. Onun için 10. Yıl Marşı beni kesmiyor arkadaşlar."
Yapı denetimi konusunda TMMOB ve Yönetim Kurulu Başkanı olduğu meslek örgütünü eleştirdiğini ifade eden Musa Çeçen, TMMOBnin 595 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile ilgili verdiği mücadelenin anlamlı olduğunu, ancak Bayındırlık Bakanının imzasıyla 5 Mayıs 2008 tarihinde gönderdiği yazı incelendiğinde söylediği eleştirinin ne kadar haklı olduğunun görüleceğini söyledi. Çeçen, "Bizim hiçbir anlamda mesleki denetim yapamayacağımızı Bakan aba altından sopa göstererek bir kere daha tekrarlıyor. Yanıtını alacaktır. Ama bizim TMMOBmiz, bu güçlü örgütümüz ve meslek odalarımız da ne yazık ki bu süreçlere katıldı. Başkalarının önünde asla eğilmeyen ve eğilmeyecek olan TMMOB, ne yazık ki kendi içine doğru eğildi" dedi.
Teknoloji Fakülteleri Eleştirisi
"YÖK Başkanının yeni bir incisi var; Teknoloji fakülteleri adıyla yeniden genç arkadaşlarımız ve ailelerimizin oylarına göz dikmiş durumdalar" diyen Çeçen, 10 yıldır atıl durumda bekleyen meslek yüksek okullarının adlarının çeşitli mühendislik disiplinlerinin adlarıyla bezeyerek, Teknoloji Fakülteleri haline getirilmesi planını aktardı. Çeçen, "Elektronik Teknoloji Mühendisi, Makina Teknoloji Mühendisi gibi isimlerle tüm mühendislik haklarının verileceği bir düzleme doğru götürdüklerine veya buna niyetlendiklerine doğru bir bilgi edindik. Bu süreci izlememiz ve mühendislik alanlarına siyasal bir takım gerekçelerle hem içeriğini boşaltan, hem de yeni bir saldırı mekanizması olarak bu düzlemi kullanan yapılara karşı mücadele etmeliyiz" diye konuştu.