Nükleer santrallerle ilgili yasal düzenlemelere ilişkin yargı süreci devam
ederken, ihaleye çıkılması da başlı başına bir sorundur. Nükleer lobilerin
dayatmalarıyla insanımızı ve yaşam alanlarımızı tehdit altında bırakacak
santralin yapımına ilişkin bu ihale iptal edilmelidir.
Çok uyardık, bir kez daha uyarıyoruz:
Nükleer santrallerin yapım süreleri ve maliyetleri, aldatıcı tahminlere
dayanmaktadır. Dünyadaki deneyimler, yapım süreleri ve maliyetlerin,
planlamacıların ve teknik adamların başlangıçta hesaplamadığı ölçüde müthiş
oranda arttığını göstermektedir. Ülkemizde de bu öngörünün gerçekleşeceğini
söylemek için kâhin olmaya gerek yoktur.
Nükleer santral yapan ülke deneyimlerinden de görüyoruz ki; yüzde 100
güvenlikli bir santral kurulamamaktadır. Güvenlik katsayılarının
arttırılması maliyetleri de arttırdığından, bizim gibi gelişmekte olan
ülkelerde maliyetleri düşürmek için güvenlik katsayıları düşük tutularak
maliyetlerin aşağıya çekileceğini tahmin etmek zor olmasa gerek.
Taşınması bile dünyada büyük protestolara yol açan nükleer atıkları kalıcı
olarak depolayacak lisans alınmış bir depo, henüz dünyada mevcut değildir.
Nükleer santrallerle ilgili diğer bir husus denetimdir. Mevcut durumda bile
çevresel denetimlerin ne kadar yetersiz olduğu ortadayken Türkiyenin
nükleer santral kurulumunda ve işletiminde etkin bir denetim
gerçekleştirebilmesi mümkün görülmemektedir.
Siyasal iktidarın nükleer santral ısrarı neye dayanmaktadır?
Nükleer santraller tüm dünyada terk edilirken, neden siyasal iktidar
Türkiyeye nükleer santral yapılmasında bu kadar ısrarlıdır? Bu ısrarın
nedeni; Türkiyenin enerji sorununu çözmek değil, ülkemizi nükleer
endüstriye pazar yapmaktır.
Tüm politikalarını ABD, AB, IMF ve Dünya Bankasının dayatmalarına göre
şekillendiren siyasal iktidar, bir kez daha insanımızı ve ülke çıkarlarını
düşünmek yerine, nükleer lobilerin dayatmaları ile ülkemiz insanı ve yaşam
alanları tehdit altında bırakmaktadır.
Halkımız "nükleer santral kurularak nükleer teknolojiye sahip olunacağı"
iddiası ile yanıltılmaktadır. Bu iddia Türkiyenin bugün izlediği teknoloji
politikalarına bakıldığında bir hayaldir. Herhangi bir teknoloji transferi
ve geliştirme politikası ve bu yönde kurumsal altyapısı olmayan bir ülkenin,
ihale yoluyla ya da özel sektöre nükleer santral yaptırması yoluyla
teknoloji kazanması mümkün değildir.
Sonuç olarak;
Ülkemizin "nükleer santrallerden elektrik üretme macerasına" atılmasına
gerek yoktur. Bu ihale iptal edilmelidir.
EMO KOCAELİ ŞUBESİ
5. DÖNEM YÖNETİM KURULU
15.09.2008