Zerrin Funda Celasun tarafından hazırlanan ve dünyamızı saran çevre sorunlarına dikkat çekmek ve yaşantımızı olumsuz yönde etkilemesine dur diyebilmek amacıyla yürütülen çalışmaların aktarıldığı programda konuşan Ramazan Pektaş, 26-27 Haziran tarihinde gerçekleştirilen buluşmanın ilk olmadığını daha önce benzer etkinliklerin olduğunu, bu buluşmanın yerel odaklara yönelik buluşma olması nedeniyle bir ilk olduğunu söyledi.
TMMOB`nin toplumsal sorumluluğunu yerine getirmesi bakımından bu tür etkinliklerin yapıldığının altını çizen Pektaş şöyle konuştu, " Çevresel, tarihsel, doğal değerlerin yanısıra kültürel mirasın korunmasının önemli olduğunu düşündüğümüzden ve bu konuda Türkiye genelinde mücadeleler olduğu için bu toplantıyı yaptık.
Bu buluşma sonunda yerel direnişleri yapan binlerce insan Don Kişot olmadıklarını kendi gözleriyle gördüler. Çevre ile ilgili domino etkisi bulunmakta. Kaz dağlarında yarasaların yaşadığı mağaraları ortadan kaldırınca zeytinler zarar görmekte, çünkü yarasaların yediği ve zeytin ağaçlarına zarar veren böcekler çoğalmakta. Bu şekilde doğada bir çok domino etkisi bulunmaktadır.Doğayı bu kadar pervasız kullanırsanız insanlığın ortadan kalkmasına kadar gider."
Direnişleri gerçekleştirenlerin "Çevre Direnişleri Buluşuyor" etkinliğinde bir çok konuda ortaklaştıklarını anlatan Ramazan Pektaş sözlerini şöyle sürdürdü, " Çevre sorunu sadece çiçek böcek meselesi değil yaşamı savunma sorunudur. Enerji, maden elde etmek için doğanın kültürel mirasın tarihi değerlerin yok edilmesi doğru bir yaklaşım değildir. Bu şekilde pervasızca çevreyi tahrip ettiğinizde, yaşam alanlarını yok ettiğinizde insanlığı da yok edersiniz ki bu en büyük tehlikedir."
Pektaş, etkinlikte "çevreci" kavramı kullanımı yerine "yaşam savunucusu" kavramı önerildiğini belirterek şunları söyledi, "Toplantıda bu buluşmanın burada bırakılmaması gelecekte tekrar edilmesi istendi. Yine, yaşam hakkı, yaşam savunuculuğunda bulunanların bilgi edinme merkezinin oluşturulması tarif edildi. Yaşanan onlarca çevre direnişinin politik olup olmadığı konusu en hararetli tartışma konularından biriydi. Bilinen politik ya da siyasallık tarza sıkışmadan yaşamın zaten politik olduğu, bu mücadelenin doğasında politika olduğu dile getirildi. Bütün direnişlerde mahkeme kararının uygulanmadığı, bunun bir mahkemeden ya da firmadan hükümetten bağımsız problem olduğu, sistematik bir şekilde hükümet erkini kullanan odaklarla firmanın birlikte davrandığı, doğayı, kültürel mirası tahrip etmekten çekinmediği vurgulandı."