Emre Saklıca`nın hazırlayıp sunduğu programda Pektaş ilk olarak "Yenilenebilir enerji kaynaklarının doğal SİT alanlarına kurulması konusunda yasa yürürlüğe girdi. Bu değişiklik HES`lerin önünü açan yasa olarak gösteriliyor. Siz bu yasayı nasıl algılıyorsunuz?" sorusunu yanıtladı.
Pektaş şöyle konuştu; "Bu yapılan yasal düzenlemeler ile HES`lerin önü açılmakta. Burada yapılan en önemli değişikliklerden birisi koruma alanları ile ilgili olarak daha önce kanunda yer alan değerlendirmeler yerine farklı mekanizmalar getirilerek kamu yararı da aranmadan dereler hallaç pamuğu gibi atılarak, yasal engellerin önleri açılmakta. Yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji alımıyla ilgili alım garantilerinde raiç bedelin üzerinden fiyatlar belirlenmiş.
Nehir tipi HES`lere karşı Karadeniz başta olmak üzere bir çok bölgede, orada yaşayanların bizzat suların, ağaçların sahipleri tarafından direnişler sergilenmekte. Bu direnişleri yasal yollarla geçmek için by pass etmek için yapılan düzenleme diye değerlendiriyoruz. Bunu şuna benzetebiliriz; sizin elinizde çok değer verdiğiniz bir anı defteriniz var ve siz bu defteri birkaç kabak çekirdeği için kese kağıdı yapılmak üzere satıyorsunuz. Bu yasal düzenleme ile koruma alanlarında enerji tesisi de dahil tesis kurulabilmesi daha kolay hale getirilmekte."
"Yasanın HES`lerle ilgisi yok demek doğru değil"
Saklıca`nın "Bu kanunun HES`lerle hiç alakası yok deniliyor? Rant için yapılmış bir yasa mı? Acaba biz mi, Odalar mı yasayı yanlış okuyor Hükümet mi yanlış yorumluyor?" sorusunu yanıtlayan Ramazan Pektaş şöyle konuştu; "Yasada yanlış anlaşılacak bir şey yok. Yasa da aynen şu şekilde geçiyor, ‘milli park, tabiatı koruma alanlarında, yaban hayatı geliştirme sahalarında, özel çevre koruma bölgelerinde, doğal SİT alanlarında ilgili koruma bölge kurulunun olumlu görüşü almak suretiyle yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesislerinin kurulmasına izin verilir.` Bunu biz yazmadık sadece okudum. Kanunun gerekçesinde özellikle fosil yakıtlara dayalı enerji politikalarının terk edilmekte denilmekte. Bu doğru bir saptama ama vardığı yer yanlış. Fosil yakıtlar ülkemizde terk edilmemekte. Yasada yukarıda sayılmış alanlarda her türlü yenilenebilir enerji üretim tesisi kurulabilir deniliyor. HES`ler başta olmak üzere bazı yenilenebilir enerji kaynakları var. Buralarda enerji üretimi sağlanacak kadar rüzgâr yok, güneş yok, jeotermal kaynaklar da yok oralarda su kaynakları var. Kısım kısım bazı yerlerde rüzgâr kaynağı bulunmakla beraber suyun dışında başka kaynak yok. Bunun HES‘lerle ilgisi yok demek ya bundan habersiz olmak demek ya da yenilenebilir enerji kaynağı ile HES arasındaki ilişkiyi bilmemek demek."
Saklıca‘nın "Yasa hazırlanırken Oda‘ların görüşü alındı mı?" sorusuna Pektaş şu yanıtı verdi; "Bu konularla ilgili çalışma yapıp kamuoyu ile paylaşmak Odaların rutin görevlerinden birisidir. Toplantılarla basın açıklamalarıyla düşüncelerimizi kamuoyuna aktarıyoruz. Düzenli bir şekilde bilgimize başvurulması bugüne kadar olmadı. Böylesi kritik konularda görüş alınması gerekiyor diye düşünüyoruz. Bizler kendi üye tabanımızda tartışarak bu konularda görüşlerimizi oluşturuyoruz. Bize yasa hazırlanırken herhangi bir çağrı gelmedi. TMMOB`ye bağlı Odalar olarak düşüncelerimizi kamuoyuna aktardık, 6 ay önce "Çevre Direnişleri Buluşuyor" başlıklı etkinlik düzenledik. HES`ler ağırlıklı olmak üzere 3 gün boyunca ciddi tartışmalar yapıldı. HES konusunda özellikle Karadeniz`de Antalya`da HES yapımına karşı yerel tepkiler var. Bunların hepsi biliniyor. ÇED yapılması gereken bazı yerlerde köylülerin o toplantılara girmediği, toplantıları yaptırmadığı buna rağmen toplantı yapıldığı tutanağı hazırlandığı bizlere yansıyor."
"Köylülerin bu sulardan yararlanması ortadan kalkacak"
"Nehir tipi HES`ler yöre halkının çok karşı çıktığı, gerçekten çevre zararlısı mı? Enerjiyi verimli kullanan santraller mi?" sorusuna Pektaş şu yanıtı verdi; "Türkiye`nin bir enerji ihtiyacı var, burada yapılacak HES`lerle enerji ihtiyacının çözülmesi mümkün değil. Buralarda yapılacak çok sayıda HES`lerle, çok düşük enerji üretilecek. Bizim ihtiyacımıza yönelik kesin çözüm olduğunu söylemek çok inandırıcı değil. Girdiniz ne burada; su kaynağınız, tabiat çeşitliliğiniz doğal kaynaklarınız, yaşam standartları. Sonuç, çıktıları ne? Tahrip edilmiş bir doğa, kanala hapsedilmiş su, kesilmiş ağaçlar, çok az miktarda elektrik. Buna değer mi ona bakmak lazım. Nehir tipi HES`lerde önemli bir problem var. Bunların içinde mil birikmesi olur. Karadeniz`de arka arkaya 7-8 tane HES olan bölgeler var. Bunların her birinde ortaya çıkacak mil çamur birikintisi nereye gidecek. 25 km`lik alanda dereyi ortadan kaldırıp kanallara hapsetmiş oluyorsunuz. Ne orada doğal yaşam ne de köylülerin bu sulardan yararlanma ortada kalacak."
"Fahiş fiyatlara elektrik alım garantileri veriliyor"
Emre Saklıca`nın "Neden bu kadar nehir tipi HES`ler üzerinde ısrar ediliyor?" sorusuna Pektaş şu yanıtı verdi; "Şu an Türkiye genelinde 1800`e yakın planlanmış HES var. Bu tür enerji üretiminden alım garantisi verilecek fiyatları açıklandı. Üreticiden alınıp şebekeye verilirken belirlenen fiyatlar şöyle; hidroelektrikte 7.3 cent kWh, rüzgar 7,3 cent kWh, jeotermalde 10.5 cent kWh, biyo yakıtta 13.3. cent kWh, güneşten 13.3 cent kWh.
Olay kendisini ele veriyor. Hidroelektrik santrallerde elektrik üretiminin birim fiyatı 1 centin altındadır. 1 cen`tin altında daha makul işletmede enerjiye biz burada küçük nehir tipi santrallerde kWh`sına 7.3 cent veriyoruz. Küçük tesisler olduğu içiş işletme giderleri buralarda biraz fazladır. Diyelim ki 2-2,5, cent olsun siz bunu 7,5 cent`e alıyorsunuz. Bu gerçekten fahiş fiyat mekanizması.
Bize sürekli rüzgar çok pahalı, nükleer ucuz dediler. Yıllardır kullandığımız hidroelektrik kaynaklarından enerji üretimi 7.3 cent, rüzgardan üretilecek enerjinin sisteme alınması 7.3 cent. Vazgeçtiğimiz yanında elde ettiğimiz şeyler çok küçük. HES için belirlenen fiyat oldukça fahiş. Elektrik enerji sektöründe özel sektörün kar dürtülerine endekslenmiştir.
Karadeniz için HES`ler söz konusu, bir kısım kıyı bölgelerinde su kaynaklarının bulunduğu yerlerde hidroelektrik santraller söz konusu, bazı yerlerde güneş enerjisi tesisi kurulabilir.
"HES`ler üzerinde manipülasyon yapılıyor"
Saklıca`nın "HES`lerin dışında alternatif çözüm nelerdir?" sorusunu Pektaş şöyle yanıtladı;
"Çözüm olarak ‘nükleer santraller` dışında bütün kaynaklardan yararlanmak lazım. Nükleerin getirileri ile götürüleri arasında dağlar kadar fark var. O riske değmez. Elimizdeki kaynaklara, kaynak çeşitlerine bakmak lazım bir de götürdüklerine bakmak lazım. Küçük nehir tipi HES`lerin kullanılabilirliği çok fazla değil. Büyük baraj tipi santraller kullanılabilir. Linyitte ya da kömür santrallerinde belli yerlerde yoğun olduğu zaman, -Hatay`a 16 tane termik santral düşünülüyor-, orası nefes alınmaz hale getirilir. Enerji üretiminde plâanlı, makul ölçülerde insan sağılığı doğal ve çevresel tahribatı ortadan kaldıran kamu yararına bakmak lazım. Bütün bunlarla birlikte tümleşik enerji politikaları belirlenmeli, sermaye gruplarının rantlarına değil kamunun çıkarlarına yönelik enerji politikaları plânlanmalı.