Basın Açıklaması metni:
24 Ocak 1980 kararlarından bu yana uygulanan neo-liberal dönüşüm programı, günümüzde doruğa ulaşmıştır. Gelir dağılımında oluşan uçurum, yaygınlaşan işsizlik ve yoksulluk, kamu yatırımlarının azaltılması, özelleştirmeler, verimlilik artışlarına karşın istihdamda yaşanan gerileme ve güvencesiz çalışma uygulamaları yaygınlaşmıştır.
Bütün bu gelişmeler, mühendislik, mimarlık, şehir plancılığı uygulamalarında ve eğitiminde de büyük tahribata yol açmış, nitelikli işgücü olan mühendis, mimar ve şehir plancılarının işsizlik oranını artırmıştır.
Mühendisliğin sanayi, tarım, kent ve toplum yaşamına yönelik, bilimsel teknik temellerdeki kamusal-toplumsal hizmet niteliği aşındırılmıştır. Sanayi, çalışma yaşamı, işçi sağlığı ve güvenliği, yapı denetimi, imar, tarım, gıda, madencilik, orman, su kaynakları, enerji, çevre ve kentleşme ile ilgili yasalar ve yönetmelikler, sermayenin çıkarları doğrultusunda düzenlenmekte, bu konuda uzman mesleki kuruluşlar olan mühendis, mimar ve şehir plancıları odalarının önerileri dikkate alınmamaktadır.
Yoğun birikim ve deneyime sahip olan kurum ve kuruluşlar yerine üretimin ve kamusal denetimin, teknik ve alt yapı olarak yetersiz aynı zamanda deneyim ve uzmanlaşmanın olmadığı kişi ve şirketlere bırakılması; çevre sorunlarına, iş kazalarının artmasına ve kentlerin sağlıksız gelişmesine neden olmuştur.
Mühendis mimar ve şehir plancısı olmaksızın yürütülen geleneksel uygulama anlayışı günümüzde hala sürdürülürken, kendi uzmanlık alanlarında iş bulamayan Mühendisler, büyük bir işsizler ordusu oluşturmaktadır. Bu işsizler ordusu mühendis emeğinin sömürülmesi için bilinçli bir şekilde yaratılmaktadır. Ayrıca, Kamu eliyle yürütülmesi gereken hizmetlerde yaşanan taşeronlaşma dayatması da yine bu emeğin ucuza satın alınması anlayışına hizmet etmektedir.
Her dönemde belirli ölçülerde yaşanan kadrolaşma anlayışı, son dönemde "kuşatma" şekline dönüşmüştür. Bu durum tüm işyerlerinde iş barışını bozmuş ve iş güvenliğini de tehdit eder hale gelmiştir. Sektörde yapılan özelleştirmeler sonucunda istihdam azalmış ve tüm halkın ortak değerleri olan yer altı ve yerüstü kaynaklarımız sermayenin ve çok uluslu şirketlerin talanına açık hale getirilmiştir.
Yargı ve emniyet başta olmak üzere her yeri ele geçiren AKP iktidarı, ele geçiremediği diğer tüm sivil kurumları da kendisine itaat etmeye zorlamakta, küresel sermayenin önünü açan politikalar ısrarla sürdürülürken, zenginler ve yoksullar arasındaki uçurum giderek büyümekte, gelecek endişesi ve güvencesizlik, emekçi sınıfların üzerine bir karabasan gibi çökmektedir.
- "İşsizliğe, Yoksulluğa ve Emek Sömürüsüne Hayır" demek için,
- "Meslek alanlarımıza, mesleğimize, onurumuza sahip çıkmak " İçin,
- "Öznesinde İnsan olan özgürlükçü, eşitlikçi demokratik bir anayasa " İçin,
- "Özgürlük, demokrasi ve bir arada yaşama taleplerimiz " için,
- "Özerk ve Demokratik Üniversite " için,
- "Kentlerimizin, ormanlarımızın, Madenlerimizin yağmalanmasına dur demek" için,
- "Havamıza, toprağımıza, suyumuza sahip çıkmak" için
15 Mayıs 2011 Pazar günü ailelerimizle birlikte Ankara‘da TMMOB Mitinginde buluşacağız.
TMMOB İl Koordinasyon Kurulu 13.05.2011
Samsun