On yıllardır süren çatışma ortamında gençlerimiz ölüyor, anaların yürekleri dağlanıyor. Önceki gün Diyarbakır Silvan‘da yaşananlar bir kez daha barış umudunu dinamitlemiştir. Artık gençlerin ölümüne kimsenin tahammülü kalmamıştır. Ölen canların ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
Zaten gergin bir zeminde bulunan Kürt sorununda, sorunun ele alınış biçimindeki yanlışlıklar, seçilmişlerin temsiliyetinin engellenmesi, karşılıklı yapılan gergin açıklamalar ve susmayan silahlarla çözümden uzaklaşılıyor. Bu gidiş çok tehlikelidir. Toplumumuz, ikiye bölünmenin eşiğindedir. Türkiye‘yi bir iç savaşa sürükleyebilecek, Türk-Kürt kardeşliğini temelden sarsabilecek bir yarılmaya yol açacak özelliğe sahiptir.
Hepimiz toplumun kamplaştırılmasına prim vermeyerek bir arada kardeşçe yaşamı savunmak, silahların susmasını istemek ve sağduyulu demokratik yaklaşımları egemen kılmak sorumluluğuyla karşı karşıyayız.
Biz, ülkemizin ve insanımızın gereksindiği kardeşlik ortamının ancak demokrasi ortamında sağlanabileceğine inanarak, şiddet ortamından medet umanları bir kez daha uyarıyoruz.
Başta parlamento ve Hükümet olmak üzere siyasal partileri, toplumsal kurumları, tüm emek ve meslek örgütlerini, sorunlarımızın çözümü yönünde barışı esas alan tüm güçleri ve demokratik bir Türkiye özlemi taşıyan herkesi barışı egemen kılmak için çaba göstermeye, katkı sağlamaya çağırıyoruz.
Tarihin bir kez daha tekrarlanmasına, şiddetin ve silahların bir kez daha hayatımıza egemen olmasına izin vermemek hepimizin sorumluluğudur.
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK)
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)
Türk Tabipleri Birliği (TTB)