Tüm Haberlere Dön
III. ELEKTRİK TESİSAT ULUSAL KONGRESİ TAMAMLANDI
Haberler Kocaeli

III. ELEKTRİK TESİSAT ULUSAL KONGRESİ TAMAMLANDI

Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından düzenlenen 4 farklı alanı kapsayan 3. Elektrik Tesisat Ulusal Kongresi çalışmalarını tamamlandı. Tepekule Kongre Merkezi’nde 21-24 Kasım 2013 tarihleri arasında düzenlenen etkinlikte 4 gün boyunca meslek alanımıza ilişkin gelişmeler sektörle paylaşıldı. Kongre ile eş zamanlı düzenlenen ve Sergi ile üniversite-sanayi işbirliğinin geliştirilmesine ışık tutularak, teknolojik ürünler ziyaretçilere sunuldu.

Kongrenin açılışı Flamenko Esmira Grubu`nun ilgi çeken flamenko gösterisi yapıldı. Ardından Açılış konuşmaları kapsamında meslek odalarına yönelik ideolojik bir hegemonya oluşturmak üzere sürekli dile getirilen politika yapmamaları yönündeki eleştirilere yanıt verilirken, meslek örgütlerini ve mühendislik mesleğini hedef alan AKP Hükümeti`nin düzenlemelerine tepki gösterildi.
 
Açılış konuşmalarında EMO İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Uğurlu; düzenlenen bu etkinliğin gerisinde yatan EMO`nun birikimine vurgu yapan Uğurlu, EMO`nun 60 yıllık bir örgüt olduğuna ve İzmir Şubesi`nin de 45. yaşına geldiğini anımsattı. Özcan Uğurlu şöyle konuştu:

"Bugünlere gelene kadar bir çok etkinlikler yapıldı, birikimler oluştu. Bu anlamda bugüne gelene kadar bu birikimleri oluşturan ve bugünlere taşıyan büyüklerimize bir kere daha teşekkür ediyor, aramızda olmayanları da saygıyla anıyorum. EMO`nun yapmış olduğu birikimler ve kaynaklar öyle bir hale geldi ki, EMO yayınlarımızın isimlerinin yer aldığı bir katalog yayımlamak zorunda kaldı."

EMO`nun uzmanlık alanlarıyla ilgili etkinlikler yapıldığını, ama üniversitelerde oluşan bilginin üretime dönüşmesi, sanayi ile buluşması ihtiyacından yola çıkılarak bu etkinliğin gerçekleştirildiğini anlatan Uğurlu, elektrik, elektronik cihaz ve ürünleri hayatımızın her alanında yer bulmasına karşın bunlarla ilgili proje, imalat, denetim ve sonrasında kullanım kısımlarında yer alan mesleklerle ilgili teknik insanların bir araya gelmesini sağlayacak bir platformun olmamasının her zaman sözü edilen bir ihtiyaç olduğunu anımsattı. 2008 yılında İzmir Şube`sinin bu ihtiyacı dikkate alarak Tesisat Kongresi düzenlenmesini önerdiğini ve merkezi yapının da kabul etmesiyle ilk kez 2009 yılında kongrenin gerçekleştirildiğini kaydeden Özcan Uğurlu, "İlk kongrede gördük ki gerçekten böyle bir ihtiyaç varmış" dedi. Uğurlu, kongre kapsamında enerji altyapısına yönelik sempozyumun yanında yapı otomasyon, elektronik sistemleri, konfor ve güvenlik sistemleriyle ilgili bilgi ve birikimlerin paylaşılmasına yönelik Kontrol, Otomasyon ve Yapı Elektronik Sistemleri Sempozyumu; iç ve dış ortamlarda aydınlatma ile ilgili bilgilerin yer aldığı Aydınlatma Sempozyumu ile serbest çalışan meslektaşlarımızın sorunlarının ele alınacağı SMM Forumu`na yer verildiğini anlattı.

"Her geçen etkinlikte deneyimlerimiz, çıkarsamalarımızla bir şeyler katmaya çalışıyoruz" diyen Özcan Uğurlu, EMO ve TMMOB`a bağlı odaların "meslek ile ilgili konularla uğraşsın, bunun dışında da söz söylemesin" biçiminde gündeme getirilen eleştirilere de şöyle yanıt verdi:

"TMMOB ve odaları mesleğiyle ilgili pek çok etkinlik yapıyor. Yeter mi yetmez tabii. Daha fazlasını talep etmek lazım. Ancak bu eleştirileri dile getirenler, çevre ve kamu yararına alınan bu etkinliklerdeki kararlar neden yaşama geçirilmiyor diye de sorarlarsa o zaman bu eleştirileri daha samimi bulacağız gerçekten. Bu ülkenin kaynakları bu ülke için kullanılmıyorsa bunları mühendisler sormayacak da kim soracak. Enerji üretimi büyük oranda dışa bağımlı hale gelmişse, bu salondaki insanlar sormayacak da kim soracak? Meslekle ilgili tüm çalışmaları yönetmiş TMMOB ve odalar bugün engellenmek, itibarsızlaştırılmak isteniyorsa, biz sahip çıkmayacağız da kim sahip çıkacak?"

EMO İzmir Şube Yönetim Kurulu Başkanı Uğurlu, bu etkinliğin oluşumunda emeği geçen 2008 yılı yöneticilerine, bu etkinliğin hazırlanmasında emeği geçenlere ve sempozyuma katılım sağlayanlara teşekkür ederken, Kongre Yürütme Kurulu Başkanı Sedat Gülşen, Kongre Yürütme Kurulu üyeleri Macit Mutaf, Sabri Günaydın ve Barış Aydın`a ayrıca teşekkür etti.

Ana Tema: ‘Yeni Teknolojiler ve Verimlilik`

Kongre Yürütme Kurulu Başkanı Sedat Gülşen de, sektörün tüm bileşenlerinin yer alacağı bu etkinliğin bilgi paylaşımın gerçekleştirilmesi, teknolojik gelişmelerin kamuya yaygınlaştırılması, mesleğimizin geliştirilmesi açısından bir buluşma ortamı olduğunu vurgulayarak konuşmasına başladı. "Bu nedenle etkinlik sadece düzenleyen kurum olarak EMO`nun değil, tüm sektör aktörlerinin sahiplenmesi gereken bir yapı olmalıdır" diyen Gülşen, kongrenin bu yıl ana temasının "Yeni Teknolojiler ve Verimlilik" olarak belirlendiğini kaydetti. Kongrenin programı ve içeriği hakkında bilgi veren Sedat Gülşen,  kongre kapsamında 6 çağrılı sunu, 75 özgün bildiri, 4 proje sunusu, 3 panel ve yabancı konukların katılacağı 5 çağrılı konuşmacının yer aldığını bildirdi. Serbest çalışan yaklaşık 3 bin 500 Serbest Müşavir Mühendis meslektaşlarımızın sorunlarının azaltılması, hizmet kalitesinin geliştirilmesi yönünde EMO örgütlülüğü içerisinde çalışmaların sürdüğünü kaydeden Gülşen, kongre etkinlikleri içinde yer alan SMM Forumu hakkında da bilgi verdi. Kongre kapsamında açılan sergiye ilişkin ise Gülşen şunları söyledi:

"Bu yıl gerçekleştirdiğimiz Elektrik Müzesi`nde 200 ün üzerinde bir ölçüde tarihi malzeme sergi alanında yer alacaktır.  Bir tarafta günümüz teknolojisi ile diğer yanda yıllar önce kullanılan ürünlerin yer alması bir ironi yaratacaktır diye düşünüyorum. Teknik elemanların hem sanatsal yönlerinin geliştirilmesi, hem de farklılık yaratılması amacı ile ‘Elektrik Tesislerinde Yanlışlar` başlığı altında 40 fotoğraf izleyicilere sunulacaktır. Her yıl özellikle il dışında bir çok etkinliğe katılmakta, sergi yada fuarları ziyaret etmekteyim. İtiraf etmeliyim ki kısıtlı sergi alanımıza karşın Kongre ile bu yıl düzenlenen sergi kadar başarılı katılımı çok az gördüm. Sergi adı altında mütevazı bir şekilde başladığımız bu yolculuğa sektörün başatı firmaları bize inanarak katkı koydular. Sergi yapmaktaki amacımız Kongre kapsamında uygulamalara ilişkin sunulan bildiriler ile teknolojik gelişmeleri görsel olarak da buluşturabilmektir. Sanırım bunu da başarmış durumdayız. Ayrıca sergi alanlarının gezilmesini özendirmek için ‘Sorular` başlığı ile bir kitapçık hazırladık. Ziyaretçilerin yanıtlarını sergi alanındaki standlarda bulacakları soruları doğru işaretleyerek EMO standına bırakmaları halinde Cuma, Cumartesi, Pazar günleri yapılacak çekilişle her gün dörder adet tablet bilgisayar hediye etmek istiyoruz."

Gülşen, kongrenin adının böylesine kapsamlı bir etkinlik için yetersiz kaldığının farkında olduklarını ifade ederken, ileriki yıllarda sektörün ve meslektaşlarımızın talebi doğrultusunda kongre isminin gözden geçirilebileceğini söyledi. Sedat Gülşen, kongrede emeği geçenlere ve ayrıca Aydınlatma Türk Milli Komitesi‘ne (ATMK) teşekkür etti.

‘Aydınlatmada Yepyeni Bir Döneme Girildi`

ATMK Başkanı Prof. Dr. Sermin Onaygil, kongre kapsamında 7.`si gerçekleştirilecek olan Aydınlatma Sempozyumu`nun 2 yılda bir yapıldığını ve ATMK`nın düzenlediği ulusal aydınlatma kongrelerinin tamamlayıcısı olduğunu, bu kongrelerin bilimsel makalelerde önemli yükselme sağladığını kaydetti. ATMK`nın ulusal ve uluslararası düzeyde önemi hakkında ve Aydınlatma Sempozyumu hakkında bilgi veren Onaygil, Enerji Verimliliği Kanunu ile bina ve sanayide aydınlatmanın yeni teknolojilerin varlığı ve geri ödeme sürelerinin kısaldığından dolayı üzerinde en çok çalışılan konulardan biri olduğuna dikkat çekti. Onaygil, LED ile birlikte aydınlatmada yepyeni bir döneme girildiğini belirtirken, "Geçmişte uyguladığımız tüm standartların yeniden sorgulanması ve düzenlenmesi gerekmektedir. Yarı iletken LED`lerin doğru uygulaması için elektrik ve makine mühendislerine ihtiyaç duyulduğu gibi aydınlatmanın otomasyonu gündeme geldiğinde bilgisayar ve kontrol mühendisliği disiplinleri ortaya çıkmaktadır" diye konuştu. Doğru ve kaliteli aydınlatma açısından bu sürecin biraz tehlike de içerdiğine işaret eden Prof. Dr. Onaygil, şu uyarılarda bulundu:

"Aydınlatma sadece bir komponent, sadece bir ürün değildir. Temel kullanıcısı insan olan aydınlatma, gerekli koşulları sağlayan bir tesisat gerçekleştirilmesi için yürütülen kapsamlı ve çok disiplinli bir alandır. Komponentler sadece bir araç olup, gerekli koşulları sağlayacak şekilde tasarlanmaları ve üretilmeleri gerekmektedir. Elektronik tabanlı disiplinlerle üretim aşamasında yaşanan sorunlar ancak bu gibi çok disiplinli ortamlarda çözülebilecektir. Bir çok disiplini içinde barındıran EMO ile birlikteliğin önemi daha da ortaya çıkmaktadır. Oda yöneticilerine bu birliktelik için tekrar teşekkür ediyorum. Elektrik mühendisliği disiplini içinde aydınlatmanın yeri ve önemi hakkında mücadele veren bir kişi olarak da bugün duyduğum hazzı da sizinle paylaşmak istiyorum."

‘Kamuoyunda Saygınlık Kazanmış Bir Etkinlik`

EMO`nun yoğun etkinlik gündemini paylaşarak başladığı konuşmasında, Elektrik Tesisat Ulusal Kongresi`ni de "Odamız içerisinde gelenekselleşen onur ve keyifle sürdürdüğümüz mesleki, bilimsel ve teknik boyutlarıyla kamuoyunda saygınlık kazanmış önemli bir etkinlik" olarak nitelendirdi. Kongre çalışmalarına katkı koyanlara teşekkür eden Göltaş, "Bir meslek örgütü olarak, mesleğimizi ve meslektaşlarımızı ilgilendiren faaliyet alanlarında en geniş kapsamlı katılım ve en zengin içerikle, üzerimize düşen mesleki, bilimsel ve toplumsal görevleri layıkıyla yerine getirme çabasındayız" dedi.

Etkinliklerin odağında "mesleğimizin gelişmesi ile meslektaşlarımızın haklarının korunması yanında, ülke çıkarlarının ve kamu yararının gözetilmesi" temel amacının bulunduğunu kaydeden Cengiz Göltaş, "Halkın yararına kullanılmayan bilgi, dar çıkarların hizmetinde yok olmaya mahkum kalacaktır" vurgusunu yaptı. "Uzmanlık alanımızda edindiğimiz birikimi, geçmişte olduğu gibi bu gün de yalnızca evrensel hukukun, bilimin ve tekniğin ölçütleriyle, halkımızın hizmetine sunmaya devam edeceğiz" diyen Göltaş, bu vurgularının altında yatan nedeni, son yıllarda artan baskı ve engellemeler ile odaların kamusal sorumluluklarının önüne set çekilmeye çalışılması olarak açıkladı.

‘Hukuksuz ve Gayrimeşru Politikalar Son Raddeye Ulaştı`

EMO Yönetim Kurulu Başkanı, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Biz bu çalışmaları özenle yürütme gayreti içerisindeyken son dönemde meslek odamız ve TMMOB`nin yönetsel anlamda etkisizleştirilmesine yönelik bir dizi uygulama AKP eliyle gündeme getiriliyor. Devlet Denetleme Kurulu Raporu ile başlayan ve İmar Kanunu görüşmelerinde gece yarısı ek bir önerge ile  Odaların mesleki denetim görevlerinin elinden alınması girişimi ile devam eden, yine TMMOB Yasası`nı değiştirmeye yönelik adımlar ve son olarak odaları ilgili bakanlıklara bağlama genelgeleri ile 60 yıldır bilimi ve tekniği kamu yararına kullanmak adına bağımsız kimliği ve seçilmiş demokratik kurulları ile meslek ve meslektaş düzleminde çalışan meslek odalarının  sesleri susturulmak isteniyor.

Kamu yararı kavramını yok eden, dünyaya yalnızca kendi ideolojisi ve yandaş çevresinin gözüyle bakan siyasi iktidar, meslek odalarımızı da kendi yörüngesine sokmaya, iktidarın dar çıkarlarına hizmet etmeye dönük, olağanüstü çaba gösteriyor. Meslek örgütlerimizi işlevsizleştirmek, iş yapamaz, etkinlik düzenleyemez, söz söyleyemez konuma getirmeyi amaçlayan, hukuksuz ve gayri meşru politikalar, artık son raddeye ulaşmıştır. Siyasi iktidar, elindeki kamu gücünü, kamu yararına hareket eden örgütlülüğümüzü dağıtmak için kullanmaktadır."

‘Mühendisliğin Niteliği Yok Edilmek İsteniyor`

İktidarın bu gayretli tutumunun altında, "mesleğimizin sermayenin hizmetine sokulması, meslektaşlarımızın sermaye şirketlerinin işçisi haline getirilmesi, mühendislik hizmetlerinin ranta göre yeniden şekillenmesi arzusunun yattığını" kaydeden Göltaş, mühendisleri etkisizleştirecek, bilimsel ve bağımsız düşünmeden uzaklaştırılacak emeller için, öncelikle örgütlülüğün dağıtılmasının hedeflendiği uyarısında bulundu. Cengiz Göltaş, konuya ilişkin gelişmeleri ve görüşlerini şöyle aktardı:

"Hazırlıkları yapılan İmar Yasası değişikliği ile Yapı Denetimi Yasası`nda, mühendislik hizmetlerinin serbest meslek olmaktan çıkartılması, büyük sermayeli şirketler eliyle yürütülmesi söz konusu olacaktır. Serbest çalışan meslektaşlarımız işlerini kaybederken, onların yerini şirketlerde ücretli çalışan mühendisler dolduracaktır.

Mesleki birikim ve bilinçle hizmet üreten mühendislerin yerini, amacı daha fazla kar etmek olan sermaye şirketlerinin alması, yalnızca mesleğimizi değil, yapılaşma sürecini de olumsuz etkileyecektir. Mesleki bilincin ve meslektaş aidiyetinin kaybolduğu yerde, mühendislik hizmetinin niteliği de kalmayacaktır.

Mühendislik hizmetinin niteliğini zedeleyen her girişimde, bilimin ve tekniğin uygulama alanları yerine kuralsızlığın ve kaos ortamlarının gelişmesi kaçınılmaz olacaktır. Bunun sonuçlarını sadece mesleğimizin değersizleştirilmesiyle sınırlı olmayan, bununla bağlantılı olarak başta üretim ve imalat süreçleri olmak üzere yaşamın bütün alanlarında başta çalışanlar olmak üzere toplumun can ve mal güvenliğinin de tehdit altında olduğu bir süreç olarak karşımıza çıkacaktır."

Göltaş, mühendislik ve denetim süreçlerinin zayıflatılmasının yaratacağı olumsuzluklara ilişkin olarak da ATEX Sempozyumu`nda iş kazalarına dikkat çeken konuşmasından alıntı yaparak örnek verdi:

"Ülkemizde her yıl yaklaşık 70-80 bin iş kazası gerçekleşmekte, bu kazalar ve meslek hastalıkları sonucunda yüzlerce işçi yaşamını yitirmekte ya da sürekli sakat kalmaktadır. Resmi istatistiklere göre Türkiye`de her gün gerçekleşen yaklaşık 200 iş kazası sonucunda, 3 işçi yaşamını yitirmekte, 5 işçi sürekli iş göremez duruma gelmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu`nun verilerine göre sadece geçen yıl yaşanan iş kazası sayısı 74 bin 871 olmuş ve kazalar sonucu 744 işçi hayatını kaybetmiş, 2036 işçi sürekli iş görmezlik durumuna gelmiştir. Ülkemiz, iş kazalarında Avrupa ve Dünya`da ilk sıralarda; ölümlü iş kazalarında ise Avrupa`da birinci, Dünya`da üçüncü sırada yer almaktadır. İş kazalarının önemli bir bölümünün kayda alınmadığı gerçekliği bir yana, meslek hastalıkları hemen hemen hiç kayda alınmamaktadır. İş kazalarının önemli bölümü ağır metal, maden, gıda, tekstil, makine ve elektrik teçhizatı imalatı gibi parlayıcı ve patlayıcı ortamları içeren sanayi sektörlerinde gerçekleşmektedir. İşte tam da bu nedenleri tartışmak, mesleğimizin uygulama alanlarında karşılaştığımız sorunlara çözümler üretmek, bizi kendi rant ilişkilerine eklemlemek ve sahibinin sesi yandaş kurumlar yapmak isteyenlere karşı kamusal sorumluluğumuzdur. Bizler padişahım çok anlayışına karşı, Kral çıplak demeyi sürdürmek üzere kongreler sempozyumlar yapmayı, meslek örgütümüze sahip çıkmayı dün olduğu gibi bugün de sürdüreceğiz."

‘EMO Mesleğimizin Garantisi`

EMO`nun serbest çalışan meslektaşlarımızı belgelemesi ve mesleki denetim uygulamalarının mesleğimizin yalnızca meslektaşlarımız eliyle yürütülmesinin en önemli garantisini oluşturduğunun altını çizen Göltaş, SMM Forumu`nda sorunların ele alınacağını belirtirken, "Konunun muhatapları olarak sözümüzün dinlenmediği bu süreçte, mesleğimize yönelik yaklaşımı nasıl karşılayacağımızı, meslektaşlarımızla birlikte kararlaştıracağız" dedi.

EMO`nun gelişen teknolojiden yararlanmak üzere yürüttüğü çalışmalardan elektronik haberleşme ve elektronik imza gibi üye ilişkilerini kolaylaştırıcı gelişmelerden de söz eden Göltaş, "Bütün üyelerimizin elektronik imza sahibi olması, iş yaşamında ve Odamız ile olan ilişkilerde elektronik ortamda iletişim sağlanması için alt yapı oluşturulmuş ve 2014 yılının başında hayata geçirilmesi hedeflenmiştir. 2014 yılında 60. Kuruluş yıldönümünü kutlayacak olan Odamız, daha dinamik ve daha üretken bir yapıya kavuşacak, teknolojinin getirdiği bütün yararlar, meslektaşlarımızın kullanımına sunulacaktır" müjdesini verdi.

Enerjide Dışa Bağımlılık Sorunu

EMO Yönetim Kurulu Başkanı Göltaş, konuşmasının bir bölümünü de enerji alanındaki gelişmelere ayırdı. Enerji alanında yüzde 73 olan dışa bağımlılığın elektrik üretiminde doğalgaz (yüzde 43,6) ve ithal kömüre (yüzde 12,2) dayalı üretim modeli ile 2012 yılında yüzde 56,5 oranında olduğunu kaydeden Göltaş, son verilere de aktararak, şu değerlendirmeleri yaptı:

"2012 yılı ortalaması bu durumda olmasına karşın 2013 yılı elektrik üretiminde de kaygı verici sonuçlarla karşılaşılmaktadır. Yıl içindeki bazı günlerdeki elektrik enerjisinin, yüzde 50`nin üzerinde doğal gazdan, yüzde 15`in üzerinde de ithal kömürden üretildiği görülmektedir. Bazı günlerde, her iki kaynak kullanılmak suretiyle elektrik üretiminde yüzde 65`in üzerinde ithal kaynağa bağımlılık söz konusu olmuştur.

Elektrik enerjisinde izlenen bu politikalarda ısrar edilmesinin ekonomimiz üzerinde yarattığı sorun her geçen gün artarken birincil kaynakta dışa bağımlılık elektrik enerjisinin arz güvenliği açısından da ciddi bir tehdit unsuru olarak önümüzde durmaktadır.

Elektrik enerjisi üretiminde yerli ve yenilenebilir kaynakların kullanılmasının gerek ekonomimiz üzerindeki baskıdan gerekse arz güvenliği tehdidinden kurtulmamız açısından önemli olduğunu her platformda vurguladık, yazdık raporladık. Kullanılmayı bekleyen linyit rezervlerimizin yanında yüksek potansiyelde verimli rüzgar ve güneş enerjisine vurgu yaptık.

EPDK`nın 1 Aralık 2007 yılında aldığı rüzgar enerjisi lisans başvuruları ile bugünlerde yaklaşık 2 bin 700 megavatlık (MW) bir kurulu güce ulaştık. Bu hızla, enerji yönetimindeki kadroların hep bir ağızdan belirttikleri 2023 yılı için 20 bin MW kurulu güç hedefine ulaşılması da mümkün görülmemektedir. Kaldı elektrik enerjisi için yapılan kapasite çalışmalarında da rüzgar enerjisi ile ilgili bu durum açık bir şekilde görülmekte, güneş enerjisi için hedeflenen 3 bin MW`lık kurulu güce ise hiçbir çalışmada yer bile verilmemektedir.

Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimine hak ettiği miktarda yer verilmeyen bu çalışmalarda, özellikle gelişmiş ülkelerde çok ciddi tartışma konusu olan ve bir çok ülkenin kapatılmasına karar verdikleri, ülkemizde de tartışma konusu olan nükleer santrallere yer verilmesi ise nükleer santrallere bir anlamda meşruiyet kazandırma gayreti olarak görülmektedir."

‘Eşit ve Özgür Bir Ülkede Kadın-Erkek Birlikte`

EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Son olarak 60. yılımızda bir kez daha tekrarlamak isteriz ki, bu egemenlerin dünyası için tarif edilen ‘istikrar, kar ve tüketim` onların olsun. Biz eşit ve özgür bir ülkede kadın-erkek birlikte, çağdaş bir Türkiye`de yaşamak için barış ve adaleti savunmaya devam edecek; yüzümüzü topraklarımıza, derelerimize, madenlerimize, fabrikalarımıza, santrallarımıza, yani ortak yaşamın olduğu her yere çevirmeyi sürdüreceğiz.

Şimdi bize düşen şey, 60. kuruluş yılının arifesinde mühendislik mesleğinin gelişimi ve bilimin kamu yararına kullanılmasında öncülük yapan EMO`nun, önümüzdeki yıllarda da TMMOB ve bağlı odaları ile birlikte toplumsal mücadelelerin odağında yer alarak, onurlu yürüyüşüne ve dik duruşuna devam etmesi olacaktır."

‘Gel de Söyleme`

TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Kübülay Özbek de EMO Yönetim Kurulu adına yapılan konuşmaya tümüyle katıldığını ifade ederken, TMMOB ve odalarına yönelik politikalardan uzak durması yönünde dile getirilen görüşlere şöyle karşılık verdi:

"1970`li yıllardan bu yana politika yapmayı, ülke kaynakları ve kamunun genelinin yararına yönelik söylemlerini söylemekte, ısrarla söylemeyi sürdürmeye devam edecektir. Politika yapmayalım dediğimiz anda ülkenin Meclis Başkanı çıkıp haremlik selamlık eğitim verilmesini önerebiliyor. Derler ya ‘Gel de söyleme.` Bizim odamıza üye arkadaşlarımızın büyük bir kısmının ücretli çalışan olduğunu varsayarsak, bir sabah uyandığımızda kıdem tazminatlarının kaldırılacağını, fon oluşturulup bu fon üzerinden belli çevrelere sermaye aktarımı yapılacağını duyuyoruz. Mecbur yine söylüyoruz."

Kübülay Özbek, özellikle yapı sektöründe yoğun olarak çalışan odaların idari ve mali yönden denetiminin bir bakanlığa bağlanması girişimini ve şu anda yalnızca bir oda için buna ilişkin düzenlemenin de yapılmış olduğunu anımsattı. "TMMOB ve odalarımız hiçbir döneminde denetimden, mali denetimden kaçınmamıştır" diyen Özbek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Zaten bu işlemi TMMOB üzerinde daha önce Bayındırlık ve İskan Bakanlığı gerekli denetimlerini yapmaktadır. Son Bakanlar Kurulu gündemine soktukları idari ve mali denetimin anlamı kuşkusuz çok farklıdır. Hukukçularla konuşursanız, idari denetimin özellikle Fransız hukukunda yer aldığı ve bunun mahkemeler kanalıyla yapıldığını söylerler. Zaten bizim işlerimizde de idari mahkemelerde sorunların çözümlendiğini görüyoruz. Burada idari denetimin Bakanlar Kurulu`nda bir baskı aracı olduğunu görüyoruz. Sadece henüz bir oda için bu düzenleme çıktı, ama bu kararı şiddetli bir şekilde protesto ettiğimizi, sadece bildiri ile kalmayacağını, gerekirse hayatın her alanında bu protestomuzu ortaya koyacağımızı bakanlıklara bildirdiğimizi burada söylemek istiyorum."

Açılış konuşmalarının tamamlanmasıyla sergi açılışı gerçekleştirildi. Ardından açılış sunumlarına geçildi. Prof. Dr. Şener Oktik "Güneş Enerjisinden Doğrudan Elektrik Enerjisi Elde Etme Sektörü ve Mimaride Fotovoltaik Modüllerin Bugünü ve Geleceği" ile Prof. Dr. Durmuş Ali Demir "Cern`deki Yeni Teknolojiler" başlıklı açılış sunumlarını yaptılar.
 
Kongrenin birinci ve ikinci gününde Güç ve Enerji Sistemleri Sempozyumu ve VII. Ulusal Aydınlatma Sempozyumu oturumları gerçekleştirildi. Kongrenin üçüncü gününde Güç ve Enerji Sistemleri Sempozyumu ve VI. Kontrol Otomasyon ve Yapı Elektronik Sistemleri Sempozyumu oturumlarının yanı sıra SMM Forumu etkinliği yapıldı. Son gün tamamlanan Güç ve Enerji Sistemleri Sempozyumu ve VI. Kontrol Otomasyon ve Yapı Elektronik Sistemleri Sempozyumu‘nun ardından meslekte 25, 40, 50, 60 yılını tamamlayan üyelere plaketleri verildi.