Tüm Haberlere Dön
ELECO’2013 BURSA’DA DÜZENLENDİ
Haberler Genel Merkez

ELECO’2013 BURSA’DA DÜZENLENDİ

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Bursa Şubesi tarafından düzenlenen 8. Uluslararası Elektrik-Elektronik Mühendisliği Sempozyum ve Sergisi (ELECO’2013) 28-30 Kasım 2013 tarihleri arasında Bursa Akademik Odalar Birliği Yerleşkesi’nde (BAOB) gerçekleştirildi. Sempozyumun açılışında konuşan EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, AKP’nin meslek odalarını kendi yörüngesine sokmaya çaba gösterdiğini vurgulayarak, “Siyasi iktidar, elindeki kamu gücünü, kamu yararına hareket eden örgütlülüğümüzü dağıtmak için kullanmaktadır” diye konuştu.

EMO Bursa Şubesi, Uludağ Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü ile İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Fakültesi işbirliği ile düzenlenen ELECO`2013 çalışmaları 28 Kasım 2013 günü açılış konuşmaları ile başladı.

Sempozyumun açılışında konuşan EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, EMO`nun düzenlediği etkinlikler ile bilimsel ve teknik çalışmaları paylaşmak için üniversite, kamu kuruluşları ve endüstride çalışan araştırmacıları, uzmanları bir araya getirmeye çalıştığını kaydetti. EMO`nun düzenlediği kongre, sempozyum ve çalıştaylar son iki ayın yoğun geçmesine nedne olduğunu kaydeden Göltaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Aralık ayının sonuna kadar da bu yoğunluk devam edecek. Deyim yerindeyse baş döndürücü bir hızla mesleğimizin sorunlarına yanıtlar üretme çabası ile, Elektromanyetik Alanlar ve Etkileri`nden, Güneş Sempozyumuna, Parlayıcı ve Patlayıcı Ortamlarda Güvenlikten, Elektrikli Raylı Ulaşım Sistemlerine, Akıllı Şebekelerden, Enerji Verimliliği ve Kalitesi Sempozyumuna, EMO Örgütlülüğünü Geliştirme ve Hizmet Üretimi Çalıştaylarından, önümüzdeki ay düzenlenecek olan TMMOB adına sekreteryasını yürüttüğümüz 9. Enerji Sempozyumuna ve burada sayamadığım daha bir dizi mesleki, bilimsel bir çok etkinlikte, tüm örgüt birimlerimiz aldıkları sorumlulukları ortak bir akıl ve güç birliği içerisinde yerine getirmeye çalıştılar. Çalışıyorlar."

"Örgütümüz Güçleniyor"
EMO Bursa Şubesi`nin yeni binasının açılış törenin ve EMO 42. Dönem 1. Koordinasyon Kurulu Toplantısı`nın 10 Temmuz 2010 tarihinde, sempozyumun düzenlendiği salonda gerçekleştirildiğini hatırlatan Göltaş, aradan geçen zamanda yaşanan gelişmeleri şöyle aktardı:
"O günlerde yaşadığımız heyecan ve gururla aynen şunları söylemiştim. Bu yeni yapı, Bursa Şubemiz öncülüğünde EMO Örgütlülüğünün yarattığı ortak bir değer olmuştur. EMO örgütlülüğünün her düzeyde uzun bir süreçte gösterdiği bu emek ve özverinin Bursa Şubemiz tarafından değerinin iyi bilindiğini, arkadaşlarımızın örgütümüze ve tüm demokrasi ve emek güçlerine karşı sorumluluklarının arttığının bilincinde olduklarına inanıyorum demiştik.
Bugün büyük bir mutlulukla ifade etmek isterim ki, geçmişten bugüne taşınan birikimler ile 60 yıldır kesintisiz bir biçimde, inandığı değerler ile onurlu ve dik yürüyüşünü sürdüren EMO örgütlülüğünün yarattığı tüm birikimlerde, Bursa Şubemizin bu yeni hizmet binası içinde geçen 3.5 yıllık süre içerisinde, çalışma olanaklarını daha da geliştirdiği, bilimsel, mesleki ve teknik yapımıza güç verdiği görülmüştür. Kendilerini çalışanlarımız ile birlikte, en içten dayanışma duygularımla yeniden kutluyorum."
Her etkinliğin açılış konuşmasında etkinliğin amaçlarını ifade eden konuşmalar gerçekleştirdiklerini belirten Göltaş, "Ancak, biz ne kadar bilimi, tekniği ve mühendisliğin uygulama alanlarını meslektaşlarımız ile birlikte kamu yararına tartışmaya özen göstersek de yaşadığımız günler baskı yasak ve yok sayma üzerine karanlık bir tabloda gelişiyor" diye konuştu. Etkinliklerle EMO`nun başta meslektaşları olmak üzere tüm toplum kesimlerinde farkındalık yaratmaya çalıştığını ifade eden Göltaş, baskı ve engellemeler ile EMO`nun kamusal sorumluluklarının yerine getirmesinin önüne set çekilmeye çalışıldığını kaydetti.

Siyasi İktidar Gücünü Örgütlülüğümüzü Dağıtmak İçin Kullanıyor
Göltaş konuşmasınında TMMOB ve bağlı odalara yapılan baskıları şöyle anlattı:
"Odamıza ait her etkinlikte ifade ettiğim gibi, biz bu çalışmaları özenle yürütme gayreti içerisindeyken son dönemde Meslek Odamız ve TMMOB`nin yönetsel anlamda etkisizleştirilmesine yönelik bir dizi uygulama AKP eliyle gündeme getiriliyor.
Devlet Denetleme Kurulu Raporu ile başlayan ve İmar Kanunu görüşmelerinde gece yarısı ek bir önerge ile Odaların mesleki denetim görevlerinin elinden alınması girişimi ile devam eden, yine TMMOB yasasını değiştirmeye yönelik adımlar ve son olarak Odaları ilgili Bakanlıklara bağlama genelgeleri ile 60 yıldır bilimi ve tekniği kamu yararına kullanmak adına bağımsız kimliği ve seçilmiş demokratik kurulları ile meslek ve meslektaş düzleminde çalışan meslek odalarının sesleri susturulmak isteniyor.
Kamu yararı kavramını yok eden, dünyaya yalnızca kendi ideolojisi ve yandaş çevresinin gözüyle bakan siyasi iktidar, meslek odalarımızı da kendi yörüngesine sokmaya, iktidarın dar çıkarlarına hizmet etmeye dönük, olağanüstü çaba gösteriyor. Meslek örgütlerimizi işlevsizleştirmek, iş yapamaz, etkinlik düzenleyemez, söz söyleyemez konuma getirmeyi amaçlayan, hukuksuz ve gayri meşru politikalar, artık son raddeye ulaşmıştır. Siyasi iktidar, elindeki kamu gücünü, kamu yararına hareket eden örgütlülüğümüzü dağıtmak için kullanmaktadır.
Hal böyle olunca bizlerinde bilimsel teknik her kongrede ve sempozyumda doğal olarak birinci gündem maddemiz meslek örgütümüzün temel yaklaşımlarını yaşanan saldırılara karşı savunmak olmaktadır. 60 Yıllık tarihsel birikimimizin bize yüklediği sorumlulukla, yandaş bir kuruluş haline getirilmek istenmemize karşı, oluşturduğumuz bu kürsülerde, TMMOB ve Elektrik Mühendisleri Odası padişahım çok yaşa diyenlere karşı yağma yok, kral çıplak demeyi her ortamda sürdürecektir."
EMO`nun bilimsel çalışmayı yalnızca uzmanları ilgilendiren teknik bir uğraştan ibaret görmediğini kaydeden Göltaş, "bilimsel yaklaşımın düşünsel yaşamın ekonomik, sosyal ve siyasal tüm alanlarda egemen kılınmasının gereğine ve önemine inanmış bir yaklaşımın içindeyiz" dedi.

"Mühendislik ile Etiğin Bağını Kurmalıyız"
Bilim ve teknolojinin bugün daha fazla kar etmenin, egemenlik alanlarını genişletmenin, toplumsal ve siyasal direnişleri etkisizleştirmenin ideolojik temellerinden biri olarak öne çıktığını vurgulayan Göltaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Elbette bu durumun sonucu olarak, Dünyada sömürü ve talanın boyutları inanılmaz düzeylere ulaştı. Bölgesel, devletlerarası ve bir devletin farklı toplumsal kesimleri arasındaki eşitsizlikler her geçen gün artıyor, çelişkiler daha keskinleşiyor.
Tam da bu noktada mühendisliğin etik ile olan bağını kurmak gelecek kuşaklara ait en büyük sorumluluğumuz olarak öne çıkmaktadır. Etik, insan ilişkilerinde, toplumsal, kültürel, siyasi, ekonomik, hukuki, bilimsel, teknolojik vb. tüm alanlarda insanın tutum, davranış, eylem ve kararlarında belirleyici olan, hiç kimsenin dışında kalamayacağı, kaçınamayacağı ilke ve değerler bütünü olarak yaşamın içinde yer almaktadır. Etiği, meslek etiği ve mesleki davranış ilkeleri gibi her hangi bir kategori içinde sınırlamadan, daha açık ifadeyle mühendislerin ilişkilerini mesleki alan, meslek dışı alan gibi ayrımlar yapmadan genel anlamıyla etik ilişkiler temelinde bir bütün olarak değerlendirmek gerektiğine inanıyoruz."
Göltaş konuşmasında mühendislerin ve meslek örgütlerinin hedeflemesi gerek unsurları şöyle sıraladı:
"-Bilim ve teknolojinin, insanlığın evrensel kazanımları ve temel insan hakları çerçevesinde toplumsal, doğal ve kültürel değerleri geliştirici yönde kullanılması, 
-Bilim ve teknolojinin bu amaçlar dışında insanlığa karşı baskı ve sömürü aracı olarak kullanılmamasını, bu değerlerin toplumsal ve insani değerler dışına itilmesine karşı durulması,
-Dil, din, ırk, cinsiyet, inanç, mezhep, coğrafi, bölgesel ve kültürel ayırım yapmamayı, bu tür farklılıkları, çok kültürlü yapıyı toplumsal gelişme için itici bir güç ve zenginlik kaynağı olarak kabul etmeyi, inandığı bu gerçeği yaşamın her alanında tutum, davranış ve eylemlerinde yansıtmayı ve ortaklaşa benimsenmiş ilkesel değerler olarak yaşama geçirmek için çaba sarf etmeyi,
-Elde edilen yetkiyi, bu yetkinin yüklediği sorumlulukların bilincinde olarak eşitlikçi, adil, hukuka saygılı olarak toplum yararına kullanmayı,
-Mesleki yetki, bilgi ve sorumluluklarıyla bağdaşmayacak işlerle uğraşmamayı, yetkiyle donatılmamış, yetki dışı sorumluluk yükleyen hiç bir görev veya mevki kabul etmemeyi,
-Emin olmadığı konularda yönlendirici nitelikte veya kararları etkileyecek türde akıl yürütme, karar verme yanılgısına düşmemeyi, bilmediği konuları da açık yüreklilikle söylemekten kaçınmamayı,
-Meslek insanı olarak yaşam boyu bilgilerini geliştirerek kendini yetiştirmeyi,
-Mesleğin değerlerine aykırı davranışlarda bulunmamayı,
-İnsanla doğa arasında bir ayrım yapmadan, insanın ancak çevresiyle var olacağını, bu değerlere saygı gösterip korumanın kendi varlığını ve saygınlığının korunması olduğunu, görevini bu bilinçle yerine getirmeyi,
-Savunduğu ilkelerin yaşama geçmesi için topluma egemen sistemin demokratik ve sosyal hukuk devletine dönüşmesi için çalışmayı ve bu temelde örgütlü yapının güçlendirilmesi."

"Yaşamı Korumaya Devam edeceğiz"
Etik kavramının öneminin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar`ın HES`lerle ilgili son günlerde yaptığı itiraf gibi açıklamalar ile bir kez daha anlaşıldığına dikkat çeken Göltaş, konuşmasını şöyle tamamladı:
"Bakan Bayraktar, Türkiye`nin yılda 60 milyar dolarlık enerji ithal ettiğine işaret ederek, bir yandan nükleeri işaret ederken, diğer yandan HES`lerle de olmaz. HES`lerle ufak dereleri mahvediyoruz. 10 megavattan az enerji üretecek HES`lere kesinlikle izin vermeyeceğiz derken, Temmuz ayında Antalya-Kaş`ta yaptığı konuşmada dile getirdiği ‘Göletlerin işlemleri kolay. Benim bir imzamla oluyor. Ama baraj olunca 10 yıl işe başlamak için zaman geçiyor. Bunu beklemeye tahammülümüz yoktu. Bunun için İkizce`nin ismini gölet yaptık. Bitince ismini tekrar değiştirip baraj diyeceğiz…` diyebilmektedir.
Sözlerimi uzatmayacağım, enerji, iletişim, bilişim vb. alanda söylenecek çok şey var. Her şeyden önce her platformda, bilimi ve etiği savunmaya devam edeceğiz. Ama söylediklerimiz karşısında, nükleer santral risklerinden söz edildiği bir yerde birinci ağızdan tüpgaz da patlıyor ne olacak sanki denildiği bir ülkede yaşadığımızın farkında olarak ısrarla gerçekleri söyleyeceğiz. Bizler, eşit ve özgür bir ülkede kadın-erkek birlikte, çağdaş bir Türkiye`de yaşamak için barış ve adaleti savunmaya devam edecek; yüzümüzü topraklarımıza, derelerimize, madenlerimize, fabrikalarımıza, santrallarımıza, yani ortak yaşamın olduğu her yere çevirmeyi sürdüreceğiz."

Açılış konuşmalarının ardından BAOB Oditoryum Salonu`nda çağrılı bildirilerin sunumu yapıldı.  BAOB Konferans Salonlarında ise öğleden sonra bildiri sunumları gerçekleştirildi. Sempozyum kapsamında ilk gün faaliyetleri düzenlenen açılış kokteyli ile tamamlandı. 

Sempozyum 29 Kasım ve 30 Kasım günlerinde ise bildiri sunumları, teknik ve sosyal geziler ile devam etti.. ELECO`2013, EMO Bursa Şubesi Toplantı Salonu`nda düzenlenen kapanış oturumu ile tamamlandı. Sempozyum boyunca 3`ü davetli konuşmacılarınki olmak üzere toplam 140 bilimsel bildiri sunumu gerçekleştirildi.

Sempozyum çalışmalarına ilişkin daha detaylı bilgi ve sempozyum programı için aşağıdaki bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

http://www.eleco.org.tr