ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI BASIN TOPLANTISI METNİ
EMO GENEL KURUL SÜRECİ BAŞLIYOR
GENEL KURULLARIMIZI DEMOKRASİ ŞÖLENLERİNE ÇEVİRECEĞİZ.
DÜZENİN TÜM KARANLIĞINA KARŞI, MÜCADELEYİ YÜKSELTMEK İÇİN DAYANIŞMAYA ÇAĞIRIYORUZ.
İlk Genel Kurulunu 26 Aralık 1954 tarihinde gerçekleştiren Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), kuruluşunun 59. yılını mesleki ve toplumsal mücadelesini sürdürme kararlılığı içinde kutluyor. Mühendislik mesleğinin gelişimi ve bilimin kamu yararına kullanılmasında öncülük yapan EMO, önümüzdeki yıllarda da TMMOB ve bağlı odaları ile birlikte kamu yararını temel alarak bilimsel özgürlüğü rehber edinen bir anlayış içerisinde, onurlu yürüyüşüne ve dik duruşuna devam edecektir.
Elektrik, Elektrik-Elektronik, Elektronik, Haberleşme, Kontrol ve Biyomedikal mühendislerinden oluşan 47 bini aşkın üyesi, 14 şubesi, 112 il ve ilçe temsilciliği, 170 işyeri temsilciliği, yüzlerce bilimsel yayını ve 190 çalışanı ile EMO, ülkenin her yerinde 1954den beri emek, demokrasi ve mesleki mücadelesini sürdürmektedir.
Önümüzdeki yıl 60 yaşına girecek örgütlülüğümüz, Türkiyenin toplumsal - siyasal yapısı ele alındığında azımsanmayacak değerde tarihsel bir süreci ve birikimi ifade etmektedir. 60 yıllık onurlu yürüyüşümüzün kilometre taşlarını ören değerlerimizi, kaybettiğimiz tüm mücadele arkadaşlarımızı saygıyla anıyoruz. EMO Örgütlülüğünün bugünlere gelmesinde sevgili yol arkadaşlarımız her dönem anılacaklar ve yolumuza ışık tutmaya devam edeceklerdir.
Odamız kurulları her iki yılda bir hakim gözetiminde yapılan seçimler sonucunda üyelerimizin katılımı ile aşağıdan yukarıya demokratik yollarla belirlenmektedir. Genel kurullarımız, seçimlerimiz, komisyonlarımız, hatta Yönetim Kurulu toplantılarımız üyelerimizin katılımına açıktır. Genel Kurul sürecimiz bu hafta Adana, Kocaeli ve Mersin Şube Genel Kurulları ile başlıyor.
Kendi içerisinde oluşan yeni mühendislik alanları ile giderek genişleyen örgütsel yapımızın, meslek alanlarımızın ve üyelerimizin sorunlarına, bugüne kadarortak bir akıl ile yaklaştık. Sadece seçilen yönetim kurulları ile sınırlı olmayan demokratik bir çalışma anlayışını dönemimiz boyunca sürdürmeye özen gösterdik.
Ancak Odamız içinde işleyen demokrasi ne yazık ki "ileri" söylemlerine rağmen ülkemizde hâkim olamadı. Enerji alanında iktidar eliyle sürdürülen özelleştirmeler üretim santralleri bazında tüm hızı ile devam ediyor. Neo-liberal politikalar ekseninde "yapısal düzenlemeler" adı altında bu kural tanımaz, "Ben yaptım, oldu" siyaset anlayışı ile kaos ortamı daha da büyümekte. Önümüzdeki yıllar yatırımsızlık ve pahalı elektrik olarak enerji alanında krizin daha da derinleşeceğini göstermektedir. Bu yetmezmiş gibi AKP`nin nükleer santral ısrarı, Japonya`da yaşanan felaketten hiçbir ders çıkarmadan, nükleer lobileri ve içeride güç aldığı yandaş şirketleri palazlandırmak adına Mersin`de ve Sinop`ta santral kurma inadı ile devam ediyor. Nükleer santralden yayılan radyasyon evdeki tüp gazla, televizyonla, bilgisayarla karşılaştırarak toplumla dalga geçiliyor. Nükleer santral gerekçesi olarak sunulan enerji ihtiyacı ve "Karanlıkta kalacağız" söylemleri tam bir aldatmacadır. Türkiye nükleer santraller kurulmadığı için değil, derinleştirilen neoliberal politikaların ve bunların yürütücüsü olan liberal siyasetçilerin yarattığı kaos ile bir krizin eşiğine getirilmiştir. Enerji üretiminde her zaman doğru seçenekler vardır. Bütün mesele enerji tüketiminin özendirilerek arttırılması değil ihtiyaç üzerinden planlayan kamusal bir anlayışın yaratılarak çevreye uyumlu bir enerji politikası yaratılmasıdır.
Şimdi nükleer santral değil, enerji kaynaklarımızı kamu yararına devreye sokmak, enerji verimliliğini gerçek anlamda hayata geçirmek, enerjide toplumsal adaleti ve hukuku yaratmak zamanıdır.
Artık "iletişim" kelimesi yanında en fazla "özgürlük" kelimesini görür olduk. İzleme, dinleme ve gözetleme faaliyetleri öyle bir boyuta geldi ki iletişim özgürlüğü değil iletişim korkusu egemen oldu. Doğası gereği kanunlarla korunan iletişim özgürlüğü en fazla talep ettiğimiz özgürlüklerin başında gelmeye başladı. İnternette kaç sitenin kapatıldığını bilmiyoruz. Ancak son yıllarda kapatılan site sayısının 30-50 bin arasında olduğunu tahmin edebiliyoruz. İzleme faaliyetleri sosyal medyaya uzanmış, farklı düşüncedeki insanların protesto gibi en temel haklarına dahi izin vermeyen iktidar, sosyal medya üzerinden fikir beyanlarına karşı da müdahale etmek üzere organize bir yapılanmaya gitmektedir.
AKP Hükümetinin yürüttüğü muhafazakâr politikalar sonucunda kadınlar sokakta, meslek alanlarında, aile içinde "mahalle baskısı"na her gün biraz daha fazla maruz kalıyor. Kadına yönelik fiziksel ve cinsel şiddet olaylarının katlanarak arttığı toplumumuzda psikolojik şiddet boyutunun esamesi bile okunmamaktadır. Gerici saldırıların ilk hedefi olan kadınlar aynı zamanda yükselttikleri eşit ve özgür yurttaşlık mücadelesi ile gericiliği kıran öznelere dönüşmektedir. TMMOB içerisinde tartışma zemini yaratarak kadın örgütlenmesini güçlendiren kadın mühendislerin, bu süreci daha da ilerleteceklerine inancımız tamdır. Bu konuda Oda olarak üzerimize düşen görevleri yerine getirmeye devam edeceğiz.
Herkesin dilini, kültürünü özgürce yaşayabildiği, insanımızın kardeşçe ve bir arada yaşadığı bir ülke ancak demokratik bir ülke olabilir. Bunun başarılması ise gerçekten demokrasiye ve barışa inananların mücadelesi sonucu gerçekleşecektir. AKP`nin geliştirdiği, bölgenin emperyalizmin çıkarları doğrultusunda düzenlenmesi ve "ılımlı İslamcılık" içerisinde ümmetçi temelde bir arada olma politikaları, bugünkü karanlığın katmerlenmesi ve geleceğimizin teslim alınmasından başka bir anlama gelmeyecektir.
Bugün parasız eğitim isteyen öğrencilerin cezaevinde tutuldukları, yaşadıkları yörede HES istemediklerini dile getirenlere gaz bombaları ile ölümün reva görüldüğü, İnternet yasakları ile toplumun tek tipleştirilmeye çalışıldığı, işçilerin güvencesizliğe, taşeronlaşmaya mahkum edildiği, Enerji-Sen`de örgütlenen taşeron enerji çalışanlarının sendikalaşma gerekçesi ile işten atıldığı bir süreç var. En başta da insanların düşünce özgürlüğüne getirilen yasaklar, en temel hak taleplerine karşı tutuklamalar, Uludere`de yaşadığımız vahşetle bir kez daha yok edilmek istenen barış ve kardeşlik taleplerimiz var. 40 gazeticinin tutuklu olduğu, içerisinde bilim insanları, seçilmiş belediye başkanları, sendikacılar, öğrenciler başta olmak üzere, iktidarın yarattığı yeni cemaat anlayışına biat etmediği için darbeci ya da terör yanlısı ilan edilerek gözaltına alınan, düzmece iddialarla tutuklanan binlerce insanın olduğu yerde demokrasiden söz edilemez.
EMO baskıcı, otoriter yönetim anlayışına karşı, özgürlük ve demokrasiyi; ırkçı ve milliyetçi anlayışın beslediği linç kültürüne karşı, bir arada kardeşçe ve barış içinde yaşamayı daha fazla inanarak savunmaya devam edecektir.
Devlet Denetleme Kurulu Raporu`nun ardından gündeme getirilen ve TMMOB`yi işlevsizleştirmeyi amaçlayan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK), yönetmelik değişiklikleri ve Bakanlar Kurulu kararları ile meslek odalarımız AKP güdümünde sahibinin sesi yapılara dönüştürülmek istenmektedir. TMMOBye yönelik saldırının da kaynağı olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı`nın Kurulması Hakkındaki Kanun Hükmündeki Kararname incelendiğinde kentlerin sermaye için büyük bir talana açıldığı ve bu saldırı karşında mesleki bilgisinin ve örgütlülüğünün verdiği güç ile direnç noktası oluşturabilecek olan örgütümüzün de yeniden şekillendirilmeye çalışıldığı gözükmektedir. Gündeme getirilen kararnameler ile "siyasal iktidara bağlı meslek örgütleri yaratılması" hedeflenmektedir. AKP iktidarı eliyle kamuda yürütülen siyasal kadrolaşma ve yandaş sermaye yaratma çabasından sonra sıra meslek örgütlerini ele geçirmeye gelmiştir. Aralarında Odamızın da bulunduğu 11 oda üzerinde iktidar vesayeti kurmak üzere idari ve mali açısından Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca denetleme yapılmasına yönelik Bakanlar Kurulu kararına karşı da yargıya başvurduk.
Afet ve Kentsel Dönüşüm, Yapı Denetim Kanunu, İmar Kanunu, Kat Mülkiyeti Kanunu`nda yapılmak istenen düzenlemeler, sözüm ona güvenli bina sağlarken, kent halkını tekrar mülksüzleştirmenin yasa değişiklikleri olarak gündemimize girmiştir. Yargı kararlarının uygulanmayacağını da alenen garantiye alan bu tasarılar sadece büyük inşaat şirketlerinin ve kara para aklama operasyonlarının düzenlemeleri olarak karşımıza çıkarılmıştır. EMO olarak, halkın güvenli barınma hakkı ile meslektaşlarımızın sorunlarının kesiştiği bu düzlemde, bu hukuksuz düzenlemelere karşı tüm gücümüzle mücadele etmeye devam edeceğiz.
AKP, iktidara geldiği andan itibaren yeniden düzenlemek istediği her alanı önce kuralsızlaştırıp kargaşa ortamı yaratmakta ve alanı düzenleme adı altında piyasalaşmanın yasal düzenlemelerini kalıcılaştırırken, halkı da kaotik durumdan kurtardığını iddia ederek ikna etmektedir. Örneğin; kamu personel reformu, norm kadro uygulaması ile kamuda teknik personelin istihdamının en alt seviyeye indirilmesi ile kamusal denetim alanlarında bu kaotik ortam yaratılmış, pek çok alanda kamu denetimi yapılamaz hale gelmiştir. Bunun bedelini her gün halkımız can kayıpları ile ödemektedir. İşçi sağlığı ve güvenliği alanı bunun en acı örneklerinden biridir. Denetim alanlarının piyasalaştırılmasına karşı mücadele etmeye ve piyasalaşmasının sonuçlarını görünür kılarak kamuoyu oluşturmaya çaba göstereceğiz.
Kurumsal kimliğimize yönelik her türden baskıya karşı duracağız. Türkiye`nin demokrasi mücadelesi içerisinde emek ve meslek örgütleri ile birlikte, yüreği insandan ve emekten yana atanlarla dün olduğu gibi bugün de gelecekte de omuz omuza yürümeye devam edeceğiz.
Yasa ve yönetmeliklerin bizi sorumlu kıldığı meslek örgütü olarak bilimi ve tekniği kamu yararına uygulama sorumluluğunu demokrasi ve barış ortamından bağımsız olarak düşünemeyeceğimiz gerçeğinden hareketle çalışma dönemimiz boyunca mesleki, bilimsel dergiler, meslek alanlarımızla ilgili yayınlar çıkartıp, kongre ve sempozyumlar düzenleyerek, meslek içi sürekli eğitimlerle üyelerimizi Odamız ortamlarıyla buluşturup yaşamlarında karşılaşacakları mesleki sorunlarına yanıtlar üretmek üzere eğitimler vermeye devam edeceğiz.
Örgütsel yapımızı oluşturan tüm birimlerimiz ile ortak bir çalışma anlayışı içerisinde; Odamız üyelerini bizlerle buluşturacak ve örgütsel yapımızı güçlendirecek her olanağı yaratmak birinci görevimiz olacaktır.
Genel Kurullar sürecinin; üyelerimizin hünerli elleri ile bir demokrasi şölenine dönüşeceğine, yapılacak seçimler sonucunda yönetimlere ve tüm kurullarımıza insandan, emekten, haktan, hukuktan, adaletten yana anlayışımızı sürdürecek meslektaşlarımızın geleceğine inanıyoruz.
"Yolumuz açık olsun" diyor, hepimize kolaylıklar diliyoruz.
CENGİZ GÖLTAŞ
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI
43. DÖNEM YÖNETİM KURULU BAŞKANI
04.01.2014