ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI BASIN AÇIKLAMASI EMO`dan Çernobil`in Yıldönümünde Uyarı NÜKLEER KAZA RİSKİ TÜRKİYE`YE İTHAL EDİLMEMELİ Bundan 28 yıl önce bugün (26 Nisan 1986) Çernobil Nükleer Enerji Santralı`nda yaşanan kaza, yıkıcı sonuçları ile tarihe en büyük nükleer kazalardan biri olarak geçti. Kaza sonrası yayılan radyasyona, ilk etapta santral görevlileri başta olmak üzere bölge sakinleri maruz kaldı. Çernobil`den tüm dünyaya yayılan radyasyondan ağırlıklı olarak Karadeniz Bölgesi olmak üzere ülkemiz de etkilendi. Türk Tabipleri Birliği`nin 2006 yılında gerçekleştirdiği çalışmada, Karadeniz Bölgesi`nde kanser görünme sıklığının kazadan 20 yıl sonra dahi diğer bölgelere kıyasla yüksek olduğu tespit edildi. Çernobil sonrası nükleer santrallara ilişkin alınması gereken güvenlik önlemleri konusunda yoğun çalışmalar yapıldı. Yeni nesil nükleer santralların kurulum, işletme ve maliyetleri oldukça yüksek düzeylere çıktı. Ne yazık ki teknolojik gelişmeler ve nükleer sanayi için sık sık ifade edilen "Nükleer Rönesans" kavramı da kaza riskini ortadan kaldıramadı. Kaza Riski Güncel
Hem teknoloji hem de yakıt açısından dışa bağımlı olan nükleer santralların ülkemize kurulumu, aynı zamanda kaza riskinin Rusya veya Japonya`dan ithal edilmesi anlamına gelmektedir. Türkiye`nin değerlendirilmeyi bekleyen yerli ve yenilenebilir enerji potansiyeli, ihtiyacı uzun yıllar karşılayacak düzeydedir. Nükleere harcanacak kaynak çok geç olmadan başta rüzgar ve güneş olmak üzere yerli ve yenilenebilir kaynakların kullanımına sunulmalıdır. Çernobil`in yıldönümünde, en riskli ve pahalı enerji üretme yöntemi olan nükleer santrallar yerine, Sinop`ta rüzgar, Akkuyu`da ise güneş santralları kurulacağının açıklanmasını bekliyoruz. Nükleer Karşıtı Platform Sekretaryası |