Tüm Haberlere Dön
TAKSİM DAYANIŞMASI YARGILANMAZ
Haberler İstanbul

TAKSİM DAYANIŞMASI YARGILANMAZ

8 Temmuz 2013 günü gözaltına alınan ve içinde Şubemiz Yönetim Kurulu Başkanı Beyza Metin’in de içinde bulunduğu Taksim Dayanışması’ndan 26 kişinin suç örgütü kurma suçuyla yargılandığı davanı ilk duruşması, 12 Haziran 2014 günü Çağlayan Adliyesi’nde yapıldı. Duruşma başlamadan önce Çağlayan Adliyesi önünde DİSK, KESK, TMMOB ve TTB yöneticileriyle biraraya gelen çeşitli kurum ve derneklerde yer alan demokrasi ve emek güçleri yaptıkları basın açıklamasında, Taksim Dayanışması’nın yargılanamayacağını belirterek, “Asıl yargılanması gerekenler Ankara’da hükümet edenlerdir” denildi.

Basın açıklamasının ardından saat: 10:00 gibi kimlik tespitiyle başlayan duruşmanın yapıldığı ağır ceza salonu izleyicilerin yoğunluğu nedeniyle hareketli bir güne sahne oldu. DİSK, TMMOB, KESK ve TTB yöneticileri ile CHP ve HDP milletvekillerinin bulunduğu  salon tamamen doldu. Davayı takip etmek isteyenler ayakta kaldı.
 
Kimlik tespitinin ardından hakim tarafından iddianamenin okunması tamamlandı ve savunma için sanıklara söz verildi. 
Taksim Dayanışması üyeleri savunmalarını ağırlıkla Taksim Dayanışma`nın taleplerinin haklılığı ve meşruluğu üzerine kurdu. Mahkemede Taksim Dayanışması temsilcileri tarafından AKP iktidarı, kentlere, doğaya ve emeğe saldıran politikalar, direnişçileri öldürenler,  ölüm emri verenler savunmalarla yargılandı. Yaklaşık 13 saat süren duruşma eksikliklerin tamamlanması gerekçesi ile 21 Ekim`e ertelendi.
 
İlk savunmaları Gezi Sürecinde örgüt kurmak ve yönetmekle yapmakla suçlanan Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi`nden Yüksek Mimar Mücella Yapıcı, İstanbul Tabip Odası Eski Genel Sekreteri Dr. Ali Çerkezoğlu, Şubemiz Yönetim Kurulu Başkanı Beyza Metin, EMEP GYK Üyesi Ender İmrek ve HDK üyesi Haluk Ağabeyoğlu yaptı.
 
Mücella Yapıcı savunmasında: ". Bir kentin meydanı biz kullanalım diye var. Canımız nasıl isterse ne zaman istersek toplanalım diye var. Gezi parkı deprem bölgesi olan İstanbul`un çadır kurma alanıdır. Hiçbir park valinin keyfine göre açılıp kapanamaz. Gezi Parkı bir açılıyor bir kapanıyor, hava durumu gibi. Gözaltına alındığımızda çıplak arandık. İki saate bir içmem gereken ilaçları "biz senin hizmetçin miyiz" diyerek polis vermedi. Kadınları erkek tuvaletine götürdüler. Orada da kamera tespit ettik. Polise mukavemet ettiğimi polis kabul ediyorsa ben de ediyorum. Suç dediğiniz anayasal görevimi yerine getirme suçu mu mesleğe etiğe uygun davranma suçu mu? 11 çocuğu öldüren peki hangi suç örgütüdür? Biz hiçbir suç işlemedik. Bizim yerimize o çocukları öldürenlerin burada yargılanmasını istiyorum sözleri alkışlarla karşılandı. Yapıcı`nın alkışlanması üzerine hâkim salonu boşaltmakla tehdit etti.
Dr. Ali Çerkezoğlu; ‘Her yer Taksim her yer direniş" sloganıyla başladığı savunmasını "Bu daha başlangıç mücadeleye devam" diyerek bitirdi.
 
Savunmasında; " Bu yargılanmanın yapıldığı tarihsel kesitte herkesin farkında olduğu gibi, kültürel ve doğal zenginliklerin ranta kurban edildiği, her yeşil alanın beton yığınına çevrildiği, insanların tümüyle doğadan soyutlandığı bir dönemden geçiyoruz. Son birkaç yılımız bu konuda pervasızlık boyutuna varan, Başbakan ve Bakanların helikopterle dolaşarak milyonlarca ağaçlık yeşil alanları gözüne kestirdiği, kasaba politikacısı belediye başkanları ve partili ilçe başkanlarının sokak aralarındaki koruluklara göz diktiği günler olarak yaşandı. Oysa Taksim Meydanı ve Gezi Parkı, tıpkı devamında Diyarbakır`da yurttaşları ayaklandıran Hevsel Bahçeleri, Edirne`de Kıymet Teyze`nin torunları oynasın diye sandalyesini alıp oturarak yıkımını engellediği Belediye parkı ve şimdi hala gece gündüz yüzlerce insanın nöbet tuttuğu Amasya`daki yeşil alan gibi kamusal alanlardır.(…) Bilinsin ki Gezi`nin bu sistemle mahkemelerde değil, meydanlarda görülecek bir "Davası" var" diyen Ali Çerkezoğlu`ndan sonra duruşmaya ara verildi.
 
Öğleden sonra 14:00`te tekrar başlayan duruşmada savunma yapmak üzere kürsüye çıkan Şubemiz Başkanı Metin özetle şu başlıklara değindi:

‘Türkiye hukuk tarihinde bir skandal ve iktidarın yönlendirmesiyle hazırlanmış bir iddianameye karşı karşıyayız. Ben bir örgüt üyesiyim. Hayatım boyunca örgütlü olmayı seçtim. Ama örgütlü olduğum yer suç örgütü değil Elektrik Mühendisleri Odası. Halkı kışkırtmak gibi bir suç arayanlar başbakanın söylemlerine baksınlar. Bugün de Soma`da vatandaşlara saldırarak aynı şeyi yapıyor. Gençlerimizin ölümüne neden olan sorumlular halen yerlerinde durmakta, hatta terfi etmektedir. Katiller sokakta dolaşırken Taksim Dayanışması yargılanıyor. Bizler Taksim Dayanışması bileşenleri olarak 2012 Şubat`ında yaptığımız ilk toplantıdan beri haklı taleplerimizin arkasındayız. Bu yargılamanın hukuk skandalı değil demokrasi deneyimi olarak tarihe geçmesini diliyorum.

Savunmasını ‘Bu daha başlangıç, mücadeleye devam` sloganıyla bitiren Beyza Metin`in savunmasının tamamı

 ekte bulunmaktadır.


Daha sonra, savunmasını yapan EMEP GYK Üyesi Ercüment Akdeniz`in ardından TMMOB İstanbul İKK Sekreteri Süleyman Solmaz savunmasına başladı. Solmaz "Kamu yöneticileri görevlerini yerine getirmeyince bu görev bize düşmüştür. Bu şekilde tapusu kamu yararına kullanılmak üzere Büyükşehir Belediyesi`ne ait olan Gezi Parkı`na biz sahip çıktık. Bu nedenle tapusu kamu yararına kullanılmak şartıyla Büyükşehir Belediyesi`ne ait olan Gezi Parkı`na biz sahip çıktık" dedi.