Yağışların az olması sebebiyle barajlarda su seviyelerinin istenen düzeye erişmemesi, hidroelektrik santrallerinde (HES) yapılacak elektrik üretiminde düşüşü dolayısıyla da üretimde payı artacak olan ithal doğalgaz+kömür ve yerli kömür üretiminde aşırı zorlamayı gündeme getirecektir.
Yağışların azlığı ve kuraklık enerji üretiminde maliyet artışı ve kesintilere neden olacak!
Ülkemizde son yıllarda yaz aylarında giderek artan bir enerji tüketimi söz konusudur, Puant (elektrik enerjisi tüketiminin en yüksek olduğu zaman aralığı) yaz aylarına denk gelmektedir, bunun sebebi de klima kullanımındaki artış ve tarımsal sulama sezonu olmasıdır.
2012 yılı için 27 Temmuz tarihinde Türkiye`deki puant güç talebi 39.045MW (mega watt) olarak kayıtlara geçmiştir. 2014 yılında ise, bugünden bir yıl geriye doğru gidildiğinde puan yükün 38.657 MW olduğu görülmektedir.
2013 yılının aralık ayında doğalgaz arzında yaşanan sorunlar nedeniyle HES kaynaklı elektrik üretiminde 2012 yılı aralık ayına göre yaklaşık 1,6 milyar kilovatsaat, 2013 yılı kasım ayına göre ise yaklaşık 2 milyar kilovatsaat fazla üretim yapıldığını biliyoruz.
Kış mevsiminde yeterli yağış düşmemesi ve barajlarda bulunan su seviyelerinin istenen düzeyde
olmamasına rağmen hidrolik potansiyelimizin bu şekilde zorlanmasının yaz aylarında ülkemizi ciddi bir kuraklık riski ile karşı karşıya bırakacağına dikkat çektiğimizi de hatırlatalım.
2013 yılı verilerine göre, elektrik enerjisi üretiminin yüzde 57,9unun ithal kaynak kullanılarak gerçekleştirildiğini görmekteyiz. 2014 yılının ilk dört ayında su gelirlerinde (yağışlarda) beklenen artışlar yakalanamayınca, yaz aylarında HES kaynaklı elektrik üretiminde sorun yaşanması kaçınılmaz olacak. Artan elektrik talebini karşılamak için pratik olarak üç yöntem söylenebilir.
İlk olarak; talebin karşılanması için mevcut termik santrallerdeki (doğalgaz+kömür) üretim kapasitesinin artırılması yoluna gidilebilir. Bu da elektrik enerjisi üretiminde ithal kaynak kullanım oranın artması yani maliyetlerin ve tüketiciye yansıyan faturaların artması anlamına gelecektir. Ayrıca yeni özelleştirilen santrallerde işletme sorunlarının, arızalarında artmasına sebep olabilir.
Maliyetlerin dengelenmesi amacıyla yerli kömür kullanımın zorlamayla artırılması ise, kömür işletmeciliğinde ciddi işçi sağlığı ve iş güvenliği risklerini de beraberinde getirecektir. Soma faciası aslında bir yönüyle de yerli kömüre dayalı elektrik üretiminin artırılarak yerel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi HES üretim oranlarındaki düşüşün yerli kaynaklarla ikame edilmesi zorlamasına da işaret etmektedir.
İkinci yöntem; doğrudan elektrik ithal etmektir. Ülkemiz 2012 yılında fazladan (ithalat-ihracat farkı olarak) yaklaşık olarak 2,87 milyar kilovatsaat elektrik enerjisi ithal etmişken. Bu rakam 2013 yılında yaklaşık 6,19 milyar kilovatsaat olarak gerçekleşmiştir. Bu miktarı daha da yukarı çekmek ve enterkonneksiyon iletim hatlarının kapasitelerinin elverdiği ölçüde daha fazla elektrik ithal ederek sorun giderilmeye çalışılacaktır. Ancak burada göz önüne alınması gereken husus uluslararası bağlantıyı oluşturan iletim hatlarının kapasitelerinin sınırlı olmasıdır.
Üçüncü yöntem; artan talebin karşılanamadığı puant zaman dilimlerinde "yük atmak" adı altında sanki teknik bir bakım işletme faaliyeti yapar gibi doğrudan elektrik kesintileri yapmak.
Özet olarak AKP`nin enerji yönetimi bizi pahalı enerji kullanımı-enerji kesintisi sarmalına "sokmuş durumdadır
Dördüncü yöntem ise enerji verimliliği uygulamalarının ulusal bir politika olarak benimsenmesi ile yenilenebilir enerji kaynak kullanımı ile elektrik üretim oranlarının artırılmasıdır. Türkiye kurulu gücü 66.632 MW tır.
Ülkemizde rüzgar enerjisi kullanım oranında son yıllarda artış olmakla birlikte kaplumbağa hızı ile ilerlediğimizi söyleyebiliriz; kurlu gücümüz yaklaşık 3.000 MW, oransal olarak %4.63. Güneş enerjisinde ise durumumuz daha da vahimdir, kurulu gücümüz 8.5 MG, oransal olarak %0,012 dir.
Güneş enerjisi kullanımı bakımından Almaya örneği oldukça çarpıcıdır. Almanya milli bayram günü olarak bilinen 9 Haziran 2014 tarihinde elektrik ihtiyacının %50,6 sını güneş enerjisinden karşılayarak bir dünya rekoru kırmıştır.
Almanya`nın güneş potansiyeli ile ülkemizin güneş potansiyelini karşılaştıralım ve ülkemizin uzun yıllar devam eden AKP iktidarı dönemindeki enerji yönetiminin tercihlerini bir kez daha sorgulayalım.