Elektrik Mühendisleri Odası, 60. yaşını 26 Aralık Cuma günü İnşaat Mühendisleri Odası Teoman Öztürk Konferans Salonu`nda düzenlediği "Geçmişten Bugüne EMO" etkinliğiyle kutladı. EMO`da emeği geçenlerin anısına yapılan saygı duruşunun ardından EMO tarihine ilişkin EMO Ankara Şubesi tarafından hazırlanan video gösterimi yapıldı. Etkinliğin açılışını yapan EMO Ankara Şube Başkanı Ebru Akgün Yalçın, böyle bir dönemde bir arada olmanın daha anlamlı olacağını düşünerek, bu etkinliğin gerçekleştirildiğini söyledi. EMO tarihine ilişkin gösterimde yer verilen EMO Onursal Başkanı Ahmet Altay Varol`un sözlerine atıfta bulunan Akgün Yalçın, şöyle konuştu:
"60 yılı geride bırakan bir örgütüz. O kapıdan içeri girdiler onlar. Bizim de o kapıdan kolay kolay çıkmaya niyetimiz yok. İktidarlar, her dönem baskıyla bizi buraları terk etmeye zorlamaktalar. Ama bizler, birlik içinde dayanışma içinde olduğumuz odalarımızı kimseye bırakmayacağız. Odalarımızın kapısı çalınıyor. Gelen sütçü değil. Yaşam alanlarımızı çevremizi doğamızı rantsal alana dönüştürenlere karşı mücadele edeceğiz. İyi ki varsınız, İyi ki EMO, TMMOB var."
EMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Yeşil de "Onlar kapıları zorlayarak girdiler. Bizi çıkarmayı başaramayacaklar" dedi. "Biz koca bir aileyiz" vurgusunu yapan Yeşil, kurulduğu günden bu yana EMO`nun mesleki alanıyla ilgili eğitimden, enerji politikalarına varıncaya kadar sergilediği duruşu anlatırken, Soma madenci katliamı ve Torunlar Center`de yaşanan asansör faciasının üstünü örtme girişimlerinin EMO`nun sayesinde engellendiğini anımsattı. Hüseyin Yeşil, meslek örgütlerine yönelik baskı ve müdahale girişimlerini de şöyle değerlendirdi:
"Daha önce de bizi kapatmak istediler. Yıl 1969. Müstakil odalar kanunu diye bir kanun çıkarmak istemişler. Yıl 1982Anayasa taslağı ile TMMOB`yi parçalamak istemişler. Biz bu filmi daha önce de gördük. Geçen sene de böyle bir taslak gündeme geldi. Özellikle son kaçak saray ve Soma`daki tutumumuz hışımlarını çekmiş ki bizi parçalayıp atomize edip ortadan kaldırmak istiyorlar.
‘İleri demokrasi` diyerek demokrasi kırıntılarını dahi yok etmeye çalışan siyasal iktidarın, kendisine biat etmeyen her kesimi yok etme isteği öyle bir noktaya ulaşmıştır ki; memlekette ‘darbeci` yaftasını yemeyen iktidar yandaşları dışında kimse kalmamıştır. Oysa siyasal iktidar, bizzat 12 Eylül Darbesi`nin ürünü yasal düzenlemeyi işlerliğe koymaya kalkarak, demokratik işleyişe sahip özerk yönetim anlayışının belki de ülkemizde tek örneği sayılabilecek olan kamu tüzel kişiliğine sahip meslek örgütlerimize ‘darbe` yapmaktadır.
Her alanda kamusal denetimi yok eden ve insanlarımızı vahşi kapitalizmin elinde ölüme terk eden siyasal iktidar, her alanda denetimden çekilirken; nedense TMMOB ve bağlı odalarını denetleme sevdasına düşüvermiştir. Asıl amaç, seçilmiş bağımsız denetim organlarıyla zaten denetim süreçleri işleyen TMMOB ve bağlı odalarını ‘idari ve mali olarak iktidar vesayeti` altına almaktır. 2 gün önce yayımlanan tebliğ ‘ihbarcılığı` da devreye sokmuştur. Üyeleriyle ilgili işlemleri yürüten ve mesleki alanlarına yönelik düzenlemeler yapan TMMOB ve bağlı odalarının her türlü idari ve mali işlemleri kamuoyuna açık olup, denetlemesi de düzenli olarak gerçekleştirilmektedir. Genel kurullarda da idari ve mali raporlar ibra edilmektedir. Yani AKP iktidarının TBMM`de dahi yürürlükten kaldırdığı denetim ve ibra kuralları TMMOB bünyesinde işletilmektedir. Kaldı ki her türlü işleme karşı üyelerin ve kurumların yargıya başvurma hakları vardır. Yine siyasal iktidarın yaptığı gibi ‘Bu işlemlerle ilgili yargıya başvurulamaz` ya da ‘Yargı kararları bu işlemler için uygulanmaz` gibi hukuk devletini yok eden düzenlemeler de TMMOB bünyesinde söz konusu değildir. İşte AKP iktidarının meslek odaları üzerinde vesayet kurma isteğinin arkasında bizzat kendisinin yok ettiği denetleme görevine ve hukuk devletine TMMOB ve bağlı odalarının sahip çıkması yatmaktadır."
Meslek örgütlerini iktidarın kendisine engel olarak gördüğünü anlatan Yeşil, EMO`nun da iktidarın yandaş medyası tarafından, "Oda Terörü" manşetlere taşındığını anımsattı. "İktidarın müdahalesinin diğer yüzünü ise, mühendisleri; düşük ücretli, seslerini çıkaramayan, kolay yönetilebilir bir kitleye dönüştürme isteği oluşturmaktadır" diyen Yeşil, meslektaşlarına şu uyarıları yaptı:
"Mühendislik hizmetleri kapitalizmin rant ve birikim süreçlerinin yeni hedefleridir. Mühendislerin mülkiyet değil, bilgi ve birikim süreciyle söz sahibi oldukları alanlardan çekilmeleri, bu alanların kar hırsına terk edilmesi; mühendislerin de piyasalaşmış yapılar içinde ‘ücretliler` olmaları istenmektedir. Bunun için de mühendislerin örgütlü yapılarının dağıtılması hedeflenmektedir."
EMO Yönetim Kurulu Başkanı, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu otoriter yönetim anlayışının her türlü baskısına karşı, bu ülkenin aydınlık yüzleri, mühendis üyeleriyle birlikte direnen EMO, 60. yaşını da mücadele kararlılığı içinde kutlamaktadır. Demokratik, özgür, laik, barış içinde ve eşitlikçi bir ülkede mühendislik hizmetinin toplum yararına geliştirilmesi dileğiyle tüm örgütlülüğümüze nice yıllar dilerim."
Dünden Bugüne Değişen Ne?
"Oda Başkanları Anlatıyor" etkinliği kapsamında ilk konuşmayı 1979 yılında seçilen 25 Dönem`de EMO Yönetim Kurulu Başkanlığını üstlenen Nedim Bülent Damar yaptı. 1970`lerde 2900`lerde olan üye sayısının bugün 50 bini aştığını, birçok değişiklikler olduğunu anlatırken EMO`nun bugün ulaştığı kurumsal yapısının geçmiş yıllarda yapılan mücadelenin olumlu sonuçlarından biri olduğunun altını çizdi. EMO`nun 1970`lerde verdiği mücadelenin aynısını bazı konularda yine vermek zorunda kaldığını belirtirken, o dönemde nükleer santralın kurulmaması gerektiğini 10-11 ile giderek anlattıklarını anımsattı. "Hala aynı şeyi anlatıyoruz" diyen Damar, sözlerini şöyle sürdürdü:
"O zaman da kendi kaynaklarımıza dayanan, herkesin rahatlıkla ulaşabileceği bir elektrik hizmeti olması gerektiğini söylüyorduk. Bu sene elektrik üretimini yüzde 65`ler düzeyinde dışa bağlayan yöneticiler, yerli ve yenilenebilir kaynaklara yer verilmesini söylüyorlar. Bu haklı talebimizin bugün itirafıdır. Ama bugünün yöneticileri bu kuruma kilit vurmak istiyorlar. Bunda başarılı olamayacaklar. Bugün EMO`nun kurumsal yapısı daha gelişkindir. 22 bin kişiye eğitim verilmiş. İnanıyorum ki, 60 yıldır verilen bu mücadele devam edecektir."
"Üyelerimizin Gücüyle Baskıları Aşacağız"
EMO`da 1996 yılında yapılan seçimlerle 35. Dönem Yönetim Kurulu Başkanlığına gelen Mustafa Asım Rasan, EMO`nun teknik ve mesleki yaklaşımlarda bulunduğu ve popülist olmadığı için iktidarların tepkisini çektiğini anlattı:
"12 Mart, 12 Eylül, Özal Dönemi, bugün de AKP iktidarı döneminde odalar hep hedef tahtası yapıldı. Teknisyenlerle ilgili yetki artışı gündeme geldi. İtiraz ettik. Özal yasa değiştirerek, mühendislik yetkilerini vermeye çalıştı ve bir miktar da verdi. O dönemde açtığımız davalarla biz 4 Yap-İşlet-Devret`i durdurduk."
Rasan, EMO`da olduğu için kendini çok şanslı hissettiğini ve onur duyduğunu ifade ederken, kendi dönemine ilişkin Samsun`da yapılan koordinasyon toplantısı dönüşünde kaza geçirerek yaşamlarını yitiren Adana Şube`den Tevfik Okumuş, İbrahim Atalı, Celal Polat ve Mehmet Aysan`ı da andı. Rasan sözlerini, "Odamızın üyelerinin gücüyle bu dönemdeki baskılardan da iktidarın engellemelerinden de güçlü olarak çıkacağına inanıyorum" diyerek tamamladı.
Geri Demokrasiden İleri Demokrasiye Örnekler
Üçüncü sözü alan 1998 ve 2000 yıllarında arda arda 36 ve 37. Dönem EMO Yönetim Kurulu Başkanlığı`na seçilen Hacı Ali Yiğit ise, başkanlık yaptığı dönemden anılarını katılımcılarla paylaştı. Yiğit, askerden döndüğünde Odanın Ankara Oteli`nde yapılan yemeğine katıldığını, Özal`ın da davetli olarak konuşma yaptığını, bunun üzerine ayağa kalkarak protesto etmesi üzerine, polislerin gelip kendisini dışarı çıkarıp "Adam Başbakan konuşacak. Kaldıramıyorsan içme" dediklerini anlattı. Yiğit, "Biz Özal`ı eleştiriyorduk. Artık bırakın yuh çekmeyi, bir eleştiri yaptığınızda nereden nereye geleceğimiz ortada" dedi.
Ali Yiğit, 17 Aralık yolsuzluk operasyonunun ardından İçişleri Bakanlığı`ndan istifa eden Muammer Güler ile Gaziantep Valisi ve Samsun Valisi olduğu dönemlerde karşı karşıya gelmelerine ilişkin anısını da aktardı. Gaziantep Şubesi`nin bir etkinliğinde Tansu Çiller`in "Özelleştirmeye karşı çıkmak vatan hainliğidir" dediği günlerde özelleştirmelerin zararlarını anlattıktan sonra "Kim vatan haini?" diyerek sözlerini tamamladığını, bunun üzerine tam üzerine polis yürürken Güler`in göz işaretiyle durdurduğunu anlattı. Yiğit, Samsun`da da Oda etkinliğine gittiğinde yine yönetici olduğu dönemde Güler ile karşılaştığını ve Güler`in "Seni dinlemeye geldim" dediğini aktarırken, "Güler`in de nereden nereye geldiğini, Türkiye`nin zor dönemeçlerden geçtiğini görüyoruz" diye konuştu. Ali Yiğit sözlerini, "Hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmamak gerekiyor. Her zaman direnenler ve sahip çıkanlar kazanır" diyerek bitirdi.
"Bilim ve Tekniğin Halktan Yana Kullanılmasında Birleşiyoruz"
2002, 2010 ve 2012 yıllarında yapılan seçimlerle 38. 42. ve 43. Dönem EMO Yönetim Kurulu Başkanlığı`na seçilen Cengiz Göltaş, konuşmasına "Ülkemizin 91 yıllık tarihi içerisinde 60 yıllık kurumsal yapıya sahip olmak azımsanmayacak önemli bir birikim" diyerek başladı. Başkanlığın sadece EMO içinde bir sözcülük olduğunu, mutfakta pişirilenin sunumu olduğunu ifade eden Göltaş, öncelikle EMO`da yaptığı görevler sırasında ihmal ettiği eşi ve ailesine teşekkür etti. "Anahtarcılardan Balıkçılara, Atalardan Tülin Aydınlara, Ahmet Altay Varol`dan, Cihan Kayıket`lere, ismini anamayacağım değerlerimize varıncaya kadar bu mücadele tarihi bir bayraklı yarış, koşu gibi..." diyen Göltaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Anmak, bir yönüyle de kendimizle yüzleşme, geçmişe sahip çıkmak, insana, insani değerlere yabancılaşan iktidarlara, bu ülkenin deresini, ormanını yağmalayan süreçlerine karşı çıkmak anlamına geliyor. Yola birlikte devam etmek anlamına geliyor. Tek bir konuda birleşiyoruz. Bağımsızlık, demokrasi, bilim ve tekniğin halktan yana çözüm üretme noktasında anlaşıyoruz. Bu ülkenin yağmalanmasına, gericileşmesine karşı mücadele ettik. Bugünlerde piyasalaşmanın, faşizmin kol gezdiği günler. Bugünler dayanışma açısından önemli. Yaşasın EMO."
"TMMOB Uyarılarında Hep Haklı Çıktı"
Son olarak 2008 yılında 41. Dönem Yönetim Kurulu Başkanlığı`na seçilen Musa Çeçen, topyekün bir neoliberal saldırı ile karşı karşıya olduğumuza dikkat çekti. Çeçen, şu an parçalı olan mücadele kültürümüzün, farklılıklarımızı bir kenara koyarak Haziran Direnişi`nden aldığımız güçle birleştirilmesi gerektiğini vurguladı. EMO`nun bugüne kadar neyi yanlış yaptığına ilişkin dönüp baktığında, bilgisayar mühendislerinin ayrılması dışında keşke şöyle olsaydı dediği birşeyin olmadığını söyledi. "Uyarılarının aynen hayata geçtiği başka bir örgüt tanımıyorum. TMMOB uyarılarında her konuda haklı çıkmıştır" diyen Çeçen, TMMOB`ye müdahale etmeye yönelik yasa hazırlığından söz ederek, bu girişimi "ülkenin soyup soğana çevrilmesiyle ilgili TMMOB`yi ele geçirmeye dönük bir koridor açma" olarak nitelendirdi. Musa Çeçen "Yağma yok biz buna izin vermeyeceğiz" diyerek sözlerini tamamladı.
"Oda Başkanları Anlatıyor" etkinliğinin ardından plaket töreni gerçekleştirildi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu`nun ve çok sayıda milletvekilinin mesaj göndererek EMO`nun 60. yılını kutladığı etkinliğe DSP Genel Başkanı Masum Türker de katıldı. Plaket töreninin ardından üyelere yönelik düzenlenen kokteyl gerçekleştirildi.