Tüm Haberlere Dön
BİNLER SOMA İÇİN BULUŞTU
Haberler Ankara

BİNLER SOMA İÇİN BULUŞTU

Manisa`nın Soma ilçesinde, 301 madencinin hayatını kaybettiği maden faciasının birinci yılında DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, iş cinayetlerine, taşeron köleliğine ve sefalet ücretine karşı yaşamı savunmak için yürüdü. DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrısıyla Soma’da 16 Mayıs 2015 Cumartesi günü düzenlenen yürüyüş ve mitinge işçi, memur, esnaf binlerce kişi katıldı.

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB‘nin çağrısıyla sabah saatlerinde Tren Garının bulunduğu İstasyon Meydanı`nda buluşan emek ve demokrasi güçleri, 13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen madenci katliamında yaşamını yitirenleri andı. Düzenleyici örgütlerin İzmir`den Soma`ya insan taşımak amacıyla Devlet Demir Yollarından kiraladıkları 10 tren vagonu AKP hükümetinin müdahalesiyle iptal edildi. Ancak, AKP`nin bu tutumu İzmir`den katılımı engelleyemedi. İzmir Emek ve demokrasi güçleri, 70 otobüsle yürüyüşe katılarak AKP`ye yanıtını verdi. Binler, yürüyüş süresince sık sık; "HIRSIZ KATİL AKP" diye bağırdı. 

Şehit Madenci Aileleri yürüyüşe; "ADALET İSTİYORUZ HESAP SORACAĞIZ" yazılı pankartın arkasında yürüyerek katıldı. Yürüyüş Korteji; DİSK, KESK, TTB, TMMOB, Siyasal Örgütler, Dernekler/Siyasal Dergi Çevreleri diye sıralandı. Zonguldak‘tan maden işçileri de Somalı sınıf kardeşlerinin yanında yer aldı.

Yürüyüş yapılan yol üzerinde bulunan Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğüne bağlı Ege Linyit İşletmesi Müdürlüğü (TKİ ELİ) önünde oturma eylemi gerçekleştirildi. Sonra Beşyol`da bulunan Madenci Heykeli önünden geçerken buraya karanfil bırakıldı.Kaymakamlık binası ile Belediye binası arasındaki yola kurulan ses platformuna ulaşan kitle, yaşamını iş cinayetleri sonucu yitiren ve katledilen madenciler için saygı duruşunda bulunularak miting başlatıldı.

Mitingin ilk konuşmasını şehit aileleri adına oğlunu 13 Mayıs`da meydana gelen madenci katliamında oğlunu yitiren Elmas Kaya konuştu. Kaya konuşmasını şu sözlerle sürdürdü,  "Başbakanımızı Cumhurbaşkanımızı asla kötülemek istemiyoruz. Çünkü bir çocuğu dışarıda döverlerse babasının anasının yanına kaçar. Biz de devletimize sığınmak istiyoruz. Kötülemek aşağılamak asla istemiyorum, çünkü içimden de gelmiyor. Ben bir anayım, bugün bu güzel havada, bu güzel insanların burada toplanmasını değil, çocuklarının, eşlerinin ellerinden tutup pikniğe gezmeye gitmesini isterdim. Benim de oğlumun bu topluluğun içinde olmasını isterdim. Bende çocuklarımla beraber olmak isterdim. Biz neden böyle olduk. Bizim yüreklerimiz, anaların, eşlerin yürekleri hep yanıyor. Niye böyle yalnız kaldık. Bu çocuklar neden boynu eğri kaldı, suçları neydi" dedi.

Bu konuşmanın ardından katledilen işçilerle ilgili, yaşanan hüzün ve yası temsilen 301 siyah balon gökyüzüne bırakıldı.

Mitingi düzenleyen kurumlar adına yapılan konuşmalara geçildi. İlk söz DİSK Genel Başkanı Kani BEKO`ya verildi.

DİSK Genel Başkanı konuşmasında şunları söyledi; "Enerji Bakanı, Çalışma Bakanı, Maden İşleri Genel Müdürü, TKİ yöneticileri, Soma Holding`e ruhsat verenler, Rödovans sisteminin altına imza atanlar yargılanmadan bu hesap kapanmaz!

Değerli Kardeşlerim, mücadele arkadaşlarım,

Konuşmama bir maden işçisinin sözleriyle başlamak istiyorum: ‘Aşağıda ölüm var, yukarıda açlık. Aşağıdaki ölüm bir olasılık, yukarıdaki açlık ise kesin.`Soma`ya dayatılan, tüm işçilere dayatılan kölelik düzeni budur! 13 Mayıs`ta, katliamın birinci yıldönümünde buradaydık. Bir işçi arkadaşımız Soma`da yaşananları en sade biçimde şu sözlerle anlattı: ‘Bizi açlıkla terbiye ediyorlar`

Buradaki işçi arkadaşlarım çocukları aç kalmasın diye sefalet ücretleriyle, kölece, ölümüne çalışıyor. Peki bu zulüm düzeni, bu ölüm düzeni kuruldu? Bir kez daha hatırlatalım: Hükümet ilk olarak bu bölgede tarımı yerle bir etti. Tütünü bitirdi. Pamuğu bitirdi. Zeytini bitirdi. Burada bir sosyal cinayet işlediler. Böylece insanları açlığa mahkum ettiler. Sonra o güzelim insanları hiçbir önlem alınmayan maden ocaklarına inmeye zorladılar. Yani insanları diri diri gömdüler. İşçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri alınmamış ocakta 301 işçiyi ölüme sürdüler.

Bu da yetmedi. Soma Yırca`da termik santral yapmak için insanların zeytinlerini yok ettiler. Ve son olarak da katliam yaşanan madende çalışan işçileri acımasızca işten attılar. Soma`nın yaralarını sarmadılar ama sağ kalan işçileri işsiz bıraktılar. Cinayet üstüne cinayet işlediler. Bu iktidarın Soma`da yaptıkları düşman ordusu yapmaz. Bu iktidar emeğe düşman, doğaya düşman, insana düşman.

İşçi kardeşlerim,

Siz burada hükümeti ne zaman gördünüz. İşyerlerinde, ocaklarda madencinin canı için önlem alırken devleti gördünüz mü? İşçiyi ölüme sürükleyen bürokratlarından, bakanlarından hesap soran bir devlet gördünüz mü? Soma`da devleti, katliamdan sonra gördük. Bakanı, başbakanı korumak için gelen TOMA`ları, polis ordusunu gördük. Devleti, Somalıya tekme atarken, küfür ederken gördük. Geçtiğimiz günlerde Soma katliamının mahkemesinde gördük. Peki hükümet bu kadar önlemi işçiyi korumak için aldı mı? Almadı! Çünkü bu hükümet, saraylarını korumayı, servetlerini korumayı, hanlarını-hamamlarını korumayı biliyor. İşçiyi korumayı kendi işi saymıyor. Bunlar iktidara geldiğinde, Türkiye`de dolar milyarderi sayısı sadece 3 idi. Şimdi 43 oldu. Bu kadar dolar milyarderi bir anda nasıl çıktı. İşte böyle çıktı. İşçiler Soma`da, Ermenek`te, Torunlarda ölürken birileri zengin oldu. Evet ‘birileri konuştu, AK Parti yaptı`. Ne mi yaptı:  15 bin işçi ölürken 40 kişi milyarder oldu! Bu düzenin özeti budur!  

Sevgili kardeşlerim!

Burada verilen sözleri bir kere daha hatırlatalım.  ‘Devlet tarafından denetimler yapılana ve teftiş raporları tamamlana kadar kimse madenlere inmeye zorlanmayacak. Gerekirse önce biz ineceğiz, sonra siz ineceksiniz` dediler. Yaptılar mı? Yapmadılar! ‘Kimseye bu süre içinde çıkış verilmeyecek` dediler. Yaptılar mı? Yapmadılar! 3 bine yakın işçiyi işten attılar.‘Haftalık çalışma saati 36 saati asla geçmeyecek` dediler. Yaptılar mı? Yapmadılar! Söyledikleri yalanları sıralamaya kalksak sabaha kadar konuşuruz. Siz hepsini biliyorsunuz! Biz onların yalanlarını değil kendi taleplerimiz bir kere daha hatırlayalım! Görmeyen gözler görsün, duymayan kulaklar duysun: Çözüm madenleri TKİ`nin işletmesidir. Çözüm taşeron, hizmet alımı ve rödovansın yasaklanmasıdır. Çözüm tüm maden işçilerinin TKİ işçisi olmasıdır. Çözüm sendikalaşmanın önündeki engellerin kaldırılmasıdır. Maden işçilerini sarı sendikalara mahkum eden düzenin değişmesidir. Madenlerde ve tüm işkollarında, sendikalar, meslek odaları ve üniversitelerden oluşacak bir kurul denetimleri gerçekleştirmelidir.

Biz bu çözüm önerilerini defalarca tekrar ettik. Bakana söyledik, Başbakana söyledik, Cumhurbaşkanına söyledik. Onlar ne dedi? Mevcut ölüm düzeninde ‘durmak yok yola devam` dediler! Cinayete devam dediler! Sevgili kardeşlerim

Şimdi tüm Türkiye`yi yönetenler meydanlara çıkıyor, hakkını arayan, mahkeme kazanıp hakkı verilmeyen taşeron işçisine nankör diyor. Meydan meydan dolaşıp açlık sınırının altında asgari ücreti savunuyorlar. Siyasi iktidar işçilere köleliği ve açlığı vaat ediyor. Geçtiğimiz günlerde bu ülkenin en başındaki kişi şunu dedi: ‘Seçim kaybeden siyasiler istifa etmeliler.` Ben de soruyorum. 15 bin işçiyi kaybetmek, seçim kaybetmekten daha mı önemsiz! Seçim kaybedince istifa aklınıza geliyor ama Soma 301 işçiyi kaybedince "istifa" isteyene tekme atıyorsunuz, küfür ediyorsunuz! O koltuklar işçinin canından önemliyse, işçi de o koltuğu altınızdan çekecektir! Şunu açıkça bir kez daha buradan ifade ediyorum: Enerji Bakanı, Çalışma Bakanı, Maden İşleri Genel Müdürü, TKİ yöneticileri, Soma Holding`e ruhsat verenler, Rödovans sisteminin altına imza atanlar yargılanmadan bu hesap kapanmaz!Şimdi 15 Haziran`da Soma davasının ikinci mahkemesi var. Bizler, DİSK olarak, yöneticilerimizle, avukatlarımızla, diğer dost örgütlerle beraber o gün mahkemede olacağız. Adalet arayan Soma`nın, Somalıların davası bizim davamızdır. Bir olacağız, tek yürek olacağız ve hesap soracağız! Evet anaların öfkesi, bir gün mutlaka katilleri boğacak! Bunun için diyorum ki: Yaşasın işçilerin birliği halkların kardeşliği!"

Beko`dan sonra konuşan KESK Eş Genel Başkanı Şaziye Köse ise şunları söyledi;

"İŞÇİ, EMEKÇİ KARDEŞLERİM,

KADINLAR, GENÇLER,

ACILARIN EN BÜYÜĞÜ İLE SINANAN İKİ KERE YOKSULLAŞTIRILIP YOKSUNLAŞTIRILAN EŞLERİNİ YİTİREN SOMA`LI KADINLAR!

ÖTEKİLEŞTİRİLENLER,

EZİLENLER,

KİMLİKLERİ YOK SAYILANLAR,

ZORLA MÜLKSÜZLEŞTİRİLEREK GEÇİM KAYNAKLARINDAN MAHRUM BIRAKILANLAR,

VE EVLATLARI SOMA KARA DELİKLERİNDE KÖMÜRLEŞTİRİLEN SOMALI ANNELER, BABALAR!

SELAM, SELAM, SELAM BİN SELAM HEPİNİZE!

Konfederasyonum KESK adına hepinizi saygıyla selamlarım.

Mayamız, acılarımız, çilekeşliğimiz aynı.

Ekmek kaygımız, telaş ve korkularımız, yaşam gailemiz aynı.

Azgın sömürü çarklarında dünyada milyonlarcasını SOMA kara deliklerinde 301 tanesini,

Ermenek`te, inşaatlarda, tersanelerde onlarcasını daha fazla kar uğruna yitirdiğimiz ve yitirmeye devam ettiğimiz sınıf kardeşlerimizin anıları önünde saygıyla eğiliyorum.

Eyy Sermaye!

Eyy AKP!

Doymak bilmeyen ihtirasınız ve açgözlülüğünüzle her yerde her şeye saldırıyorsunuz ve talan ediyorsunuz.BİZİ yerin altında ve üstünde bir lokma ekmek için ölüme razı etmeye çalışıyorsunuz.

BİZDEN, bu ülkenin bir avuç muktediri bir avuç efendisi için ölümüne çalışma koşullarına razı olmamızı istiyorsunuz.

Maden patronlarının, inşaat vurguncularının, gemicik zenginlerinin daha fazla karı için ölüyoruz,

Sermayenin açgözlülüğü ve doymak bilmeyen ihtirası için ölüyoruz,

Daha fazla iktidarınız, ihtişamınız ve refahınız için canımız KAÇ PARA EDER? KAÇ HİSSE SENEDİ? KAÇ TON KÖMÜR? KAÇ REZİDANS? KAÇ AKSARAY? Eder bizim canımız?

ÖNEMLİ OLAN ‘ONLARIN CEPLERİNİ BOL PARAYLA DOLDURMASI`

BİZİM İSE KADERİMİZE, KADERİMİZDE OLAN ÖLÜME, YOKSULLUK VE AÇLIĞA RAZI OLMAMIZ!

RAZI DEĞİLİZ. İTİRAZ EDİYORUZ.

YOKSULLUK, AÇLIK, SEFALET, ÖLÜM BİZİM KADERİMİZ OLAMAZ!

EYY AKP!

Her gün TV kanallarında ‘BİZ YAPARIZ`, ‘BİZ YAPTIK` reklamları çakıyorsun gözümüze.

Evet ‘SİZ YAPTINIZ`

13 yıllık iktidarınız boyunca sermayenin damarlarında akan ‘KAR, DAHA FAZLA KAR, HEP KAR` isteyen kanını beslediniz bizim canlarımız, geleceğimiz ve yaşamımız pahasına.

*Zorla mülksüzleştirerek işçileri, dünün köylülerini ve dünün küçük esnafını madenlerde en cani en acımasız çalışma koşullarına razı ettiniz.

 *Toprağımızı, suyumuzu, ağaçlarımızı, kıyılarımızı neyimiz varsa geçim kaynağımız hepsini sermayeye peşkeş çektiniz.

BİZİ yoksullaştırıp yoksunlaştırarak sürdünüz yerimizden köyümüzden büyük kentlerin kıyılarına. Yerin altında ve üstünde acımasız vahşi güvencesiz merdiven altı çalışma koşullarına.

*Bu yaptıklarınızı desteklemek ve özendirmek, sermayedarları güvence altına almak için onlarca yasa çıkardınız, onlarca kurum oluşturdunuz.

Bizim için mi çıktı:

AFET VE ACELE KAMULAŞTIRMA YASALARI

Bizim için mi çıktı:

ÇED MUAFİYETLERİ

Bizim için mi çıktı:

BÜTÜNŞEHİR YASASI

Bizim için mi çıktı:

YEREL YÖNETİMLERİN TÜM YETKİLERİNİN BUDANIP, YEREL KAYNAKLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI İLE ENERJİ VE TABİ KAYNAKLAR BAKANLIKLARINA AKTARILMASI,

Bizim için miydi:

Eğitimin ticarileştirilmesi, sermayenin parsacılığına açılması,

Bizim için miydi:

Genç kuşakların BİATÇI İŞGÜCÜ OLARAK yoğrulmasını dayattığınız eğitim programları,

Bizim için miydi,

Sağlıktaki özelleştirmeler ve dönüşüm politikalarınız

Bizim için mi:

Kentleri talan etmeniz, bizi kentlerin dışına sürmeniz

Bizim için mi:

Mersin Akkuyu ve Sinop nükleer santralleri,

Siz attığınız o santral temellerinin altına bizim çocuklarımızın geleceğini gömdünüz.

EVET YAPTINIZ

13 yıllık icraatlarınızla taşeron işçi sayısını 5 katına çıkardınız.

13 yıllık iktidarınıza Tuzla tersaneleri, Davutpaşa, Ostim, Soma, Kozlu, Karadon, Ermenek, Esenyurt, Torunlar gibi yüzlerce iş cinayetini sığdırdınız. 91 yılın rekorunu kırdınız.

EVET YAPTINIZ

13 yıllık iktidarınızda yüzlerce kadın cinayeti-çocuk cinayeti yaşandı.

Sadece bu yıl kadın cinayetleri % 1400 arttı.

EVET YAPTINIZ

Kamu maden işletmelerini, rödövans, taşeron, hizmet alımı vb. yöntemlerle özelleştirdiniz.

Güvencesiz çalışma biçimlerini yaygınlaştırdınız.

Esnekliği çalışma hayatında kural haline getirmeye çalıştınız.

AMA YETMEDİ  ÇÜNKÜ DAHA YAPACAKLARINIZ VAR BUNUN İÇİN OY İSTİYORSUNUZ

İşçi İstihdam büroları var bizi daha da köleleştirmek, alınır satılır mal haline dönüştürmek, vahşi sömürü çarklarında öğütmek için yasalaştırdığınız ve 2016 da uygulayacağınız.

Kıdem tazminatlarımız var birikmiş elinizin altında hiç edeceğiniz.Bir yudum ekmek uğruna süreceksiniz ki bizi oradan oraya daha ucuz işgücü olalım, siz daha fazla kar edin.  Tır kasalarında ve çürük teknelerde okyanusların diplerine göndereceksiniz bizi.

Çünkü bu bizim kaderimiz, fıtratta var değil mi?

EVET YAPTINIZ

UĞURSUZ BİR DEVLET SERMAYE İTTİFAKI KURDUNUZ.

BU UĞURSUZ İTTİFAK SOMA`DA ORGANİZE BİR SUÇ İŞLEMİŞTİR.

BU UĞURSUZ İTTİFAK SOMA KATLİAMININ SORUMLUSUDUR.

SORUMLULAR YERİNDE DURUYOR, İSTİFA ETMİYOR, YARGILANMIYOR.

EYY AKP!

O yaptık dediklerinin bini, yıktıklarının birini tamir etmiyor.

Flmi geriye saralım ve hatırlayalım

Bu katliamın gerçekleştiği gün,

Bütün Türkiye ayağa kalktı, gözyaşları sel oldu, toplum olarak ortak acımızın altında ezildik.

Birinci derecede siyasal sorumlu olan AKP hükümetinin enerji bakanının yüzünü hatırlayalım. Buz gibi bir surat, ifadesiz hiçbir üzüntü belirtisi olmayan camdan gözler gelir gözümüzün önüne,

Çalışma bakanının kaçışı gelir,

Kayıpların gizlenmesi, doğru bilgi vermeme gelir.

Erdoğan`ın güvenliklerinin acıya gark olmuş halka muamelesi gelir, tekmeler, yumruklar gelir.

Ve en önemlisi "ÖZÜR" yerine Allaha havale etmek.

"Maden sektöründe risk yüksektir. Oraya girmişseniz ölüm riskini göze almışsınız demektir."gibi

Kadercilik ve fıtrat açıklamaları gelir. O günün başbakanı bu günün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan`ın ağzından.

Her iş cinayetinde olduğu gibi.

Tıpkı Ermenek`te, Torunlar inşaatta olduğu gibi.

Ve gözümüzün önüne uğursuz ittifağın kontrol altına aldığı sendika gelir. Katliamın ardından o sendikanın şube başkanının Genel Merkez üyeliği ile nasıl ödüllendirildiği gelir. Fıtrata inanmışlar ki işçileri ve ailelerini yatıştırmakla meşguller. Ne bir itiraz ne bir protesto.

EYY AKP,

Sen inancı ve mukadderatı sermayenin emrine koşamazsın.

Bu münafıklıktır, bu bezirganlıktır.

ÇARPILIRSINIZ, ÇARPILACAKSINIZ

BİZ ADALET İSTİYORUZ!

BU DAVANIN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ

BU DAVANIN TARAFIYIZ, SÖZCÜSÜYÜZ

Çünkü;

Bu dava Türkiye işçi sınıfının DAVASIDIR.

Dar anlamda "SOMA" ve bu katliam somutunda bütün sorumluların,  şirketin, sermaye sahiplerinin hak ettikleri cezalara çarptırılmasını, siyasi sorumluların ve AKP hükümetinin işçilerden ve halktan özür dilemesini, ilgili bakanların siyaset sahnesini terk etmesini talep ettik etmeye devam ediyoruz.

AMA BİZ ADALET TALEBİMİZİ BUNUNLA SINIRLAYAMAYIZ

Binlerce madenci kardeşimiz şu anda var olan mevcut çalışma ve iş güvenliği koşulları altında aynı akıbetle yüz yüzedir.

Aynı güvencesizlik aynı vahşi sömürü bütün madenler için geçerlidir.

SOMA`da yitirdiklerimizin şahsında bütün maden işçileri açısından tecelli edecek ADALET bütün maden sektörünün çalışma koşulları, işçi sağlığı ve güvenliği, çalışma saatleri, sendikal örgütlenme vb. açısından mercek altına alınmasını gerektirmektedir.

Daha dün Eynez`de madende çıkan yangın bizi yeniden bir katliamla yüz yüze bırakabilirdi.

İş cinayetlerinin önlenmesi ve işyerlerinin denetlenmesi devletin görevidir. Bu görevden kaçamazsınız. Bu görevi devredemezsiniz.Kağıt üzerine attığınız imzalar kağıt üzerinde kalamaz, görünmez hale getirilemez. İşveren tüzel kişilik olarak sorumlu. Bu sorumluluk altdüzeydeki teknisyenlere, mühendislere, işveren vekillerine yıkılamaz.

Asıl sorumlu şirketin tepe yönetimidir.

SUÇ UĞURSUZ İTTİFAK TARAFINDAN ORGANİZE ŞEKİLDE İŞLENMİŞTİR.

EVET, ADALET İSTİYORUZ! SOLUĞUMUZ HEP ENSENİZDE OLACAK.

KAÇAMAYACAKSINIZ!

Hak, adalet, özgürlük taleplerimizin karşısına dikiliyorsunuz bütün ceberutluğunuzla,

Kardeşlerimiz adına bu davaya müdahil olmamızı engelliyorsunuz.

SOMA`daki sınıf kardeşleri için iş bırakan kamu emekçilerini yargılıyorsunuz cezalar yağdırıyorsunuz.

NE YAPARSANIZ YAPIN!

İÇ GÜVENLİK YASALARI ÇIKARIN

GAZ, JOP, GÖZALTILARINIZLA GELİN

NE YAPARSANIZ YAPIN

İHTİŞAM, DEBDEBE, SALTANAT, OTORİTERLİK ÇAKIN GÖZÜMÜZE,

DİKİN KARŞIMIZA İKTİDAR BESLEMESİ SENDİKALARINIZI,

BİZİM HAK, ÖZGÜRLÜK, İNSANCA ÇALIŞMA VE YAŞAM TALEPLERİMİZİN ÖNÜNÜ KESEMEYECEKSİNİZ

Bize diyorsunuz ki, SUSUN ve BİZE BİAT EDİN! ÖNÜMÜZDE DİZ ÇÖKÜN!

SİZDEN KORKMUYORUZ!

BU MÜCADELE, İŞÇİ VE EMEKÇİLERİN, BÜTÜN İNSANLIĞIN;

BARBARLIĞINIZA, KAR HIRSINIZ İÇİN DOĞAYI, YAŞAMI, UYGARLIĞI YOK EDİŞİNİZE, ÖLÜMÜ KUTSAMANIZA KARŞI VERDİĞİMİZ YAŞAM MÜCADELESİDİR.

BU MÜCADELE BÜYÜYECEK

Doğayı tahrip ederek "iş alanları açma-iş verme" masallarıyla kime alan açtığınızı, kimlere kar sağladığınızı biliyoruz.

Yaşamımızı yok ettiğin yerde bize ne işi veriyorsunuz.

AKP-sermaye ikilisi olarak kendinizle birlikte sona sürüklüyorsunuz bizi.

ARTIK YETER!

Topyekün dikileceğiz karşınıza.

Doğa talanına dur demek için bedenlerini zeytin ağaçlarına saranlarla, beyaz yakalı plaza işçileri birleşecek, Yırca muhtarı Mustafa`nın gözyaşları ile Ermenek maden ağzında "oğlum yüzme bilmezdi" diyen annenin gözyaşları buluşacak. Batman`da taşeron şirkete ve güvencesizliğe karşı direnen TPİC işçileri ile RENO işçilerinin mücadelesi ortaklaşacak. Nükleere karşı mücadele veren Akkuyu ve Sinop halkı ile mevsimlik tarım işçileri bir araya gelecek. Sermayenin karı için taşeron çalışmaya-ölüme mahkum edilenlerle, güvencesizlerle, işsizlerle birlikte örgütleneceğiz, bütün örgütsüzleştirme hamlelerinize ortak örgütlenmelerle cevap vereceğiz.

Ortak hafızamızı yok ettiğinizi sanıyorsunuz. Ama yanıldığınızı göreceksiniz an be an.  

KORKUN!

Bizim KANIMIZ ve YAŞAMIMIZ üstünden kendinize bir saltanat KURAMAYACAKSINIZ.

EVET KORKUYORSUNUZ!

Kapitalist vahşiliğiniz ve keyfiliğiniz her yerde.

Bizim ürettiğimiz ama sizin el koyduğunuz ekmeğin bir lokması için ölmeye razı edemeyeceksiniz bizi.

RAZI DEĞİLİZ, İTİRAZ EDİYORUZ.

KUTSADIĞINIZ İKTİDARINIZ, İHTİŞAMINIZ BAKİ DEĞİL.

TARİH BUNUN ÖRNEKLERİYLE DOLU.

GEÇMİŞİMİZE VE ŞİMDİ OLMAKTA OLANA YASLANIYORUZ

SANDIĞINIZ KADAR KOLAY DEĞİL BİZİ RAZI ETMEK"

KÖSE`nin ardından TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet SOĞANCI da, iki amaçla Soma`ya geldiklerini belirterek başladığı konuşmada şunları söyledi; "Katliamın olduğu gün söylemiştik sözümüzü. Yüreğimiz Soma‘da öfkemiz sokakta demiştik. İki nedenle geldik buraya. Birincisi o büyük acının 301 canımızın ki içersinde 5 tane de meslektaşım maden mühendisi arkadaşım vardı. 301 canımızın acısını ailelerle paylaşmak. Acılar genellikle paylaşınca azalır, ama Soma faciasının acısı bizim içimizi çok fazla acıtıyor. Acımız paylaştıkça artıyor. İkinci neden ise biz bu ülkedeki iş kazası dedikleri fıtrat dedikleri ölümlerin aslından nedenlerini çok iyi biliyoruz. Biz bu katliamları yaratanların kimler olduğunu da çok iyi biliyoruz. Hep birlikte bu alanda bu katilleri bir kez daha lanetlemek için geldik. Bu bir sistem sorunudur. Ne zamanki bu ülke demokratik olur, o zaman katliamlar biter. Bu nedenle bu lanetlenmiş sisteme karşı insanlığımızı, kendimizi savunmak boynumuzun borcudur" dedi. TTB Genel Sekreteri Bayazıt İlhan ise, Soma‘da hesabı sorulmamış siyasi sorumluluklar olduğuna dikkat çekerek, "O halde hep beraber mücadele etmeye devam edeceğiz" dedi.

Konuşmaların ardından madenci çocuklarının oluşturduğu Soma Madencievi Çocuk Korosunun söylediği iki şarkıyla miting sona erdi.