Tüm Haberlere Dön
ÇERNOBİL’İN 36. YIL DÖNÜMÜNDE SİNOP’TA NÜKLEER PROTESTO
Haberler Genel Merkez

ÇERNOBİL’İN 36. YIL DÖNÜMÜNDE SİNOP’TA NÜKLEER PROTESTO

Sinop Nükleer Karşıtı Platform (NKP) Çernobil’in 36. Yıl dönümü dolayısıyla, Sinop İnceburun’da kitlesel bir basın açıklaması yaptı. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu Üyesi ve NKP Temsilcisi Mehmet Özdağ’ın da katılım sağladığı açıklamada, nükleer santralların barındırdığı tehlikeye dikkat çekildi. Sinop’ta kurulmak istenen nükleer santral projesinin iptali istenerek, nükleer santrallar protesto edildi.

 

Çernobil Nükleer Santralı`nda 26 Nisan 1986 yılında meydana gelen nükleer felaketin 36. yıl dönümünde, Sinop NKP üyeleri ve çok sayıda yaşam savunucusu; 24 Nisan 2022 tarihinde, Sinop İnceburun`da saat 13:00`da toplandı. Ellerinde "Nükleer Santrala Hayır" dövizleri taşıyan nükleer karşıtları "Sinop`ta Nükleer Santral İstemiyoruz" pankartı açtı. Sinop NKP ve Samsun Çevre Platformu (SAMÇEP) Bileşenleri`nin yanı sıra Sinop Belediye Başkanı Barış Ayhan ve Sinop Milletvekili Barış Karadeniz, EMO Samsun Şube Başkanı Tarık Tarhan ve EMO Denetleme Kurulu Başkanı Suat Yılmaz`ın da katılarak destek verdiği açıklamada sık sık "Nükleere İnat Yaşasın Hayat" sloganları atıldı. 

Çernobil Unutulmadı

EMO Yönetim Kurulu Üyesi ve NKP Temsilcisi Mehmet Özdağ ve Sinop NKP Dönem Sözcüsü İlker Şahin tarafından okunan açıklamada, Çernobil`in 36 yıl önce insanlık tarihinin en korkunç çevre felaketlerinden birine sahne olduğu ve aradan geçen onca yıla rağmen unutulmadığı ifade edildi.

Açıklamada, Çernobil nükleer santralında meydana gelen patlama sonucu çevreye, 1945 yılında Hiroşima`ya atılan atom bombasının 50 katına eşit miktarda radyasyon yayıldığı, yaklaşık 10 gün gizlenen patlamanın Avrupa ülkelerinde yapılan radyasyon ölçümleri sonucu ortaya çıktığı vurgulandı. Patlamanın ardından radyoaktif madde yüklü bulutların Türkiye dâhil, Avrupa`nın bir bölümü ile birlikte birçok ülkeyi etkilediğine işaret edilen açıklamada, facianın neden olduğu; ölümler, sakat doğumlar ve kanser vakalarında yaşanan inanılmaz artış oranları aktarıldı.

Facianın günümüzdeki en olumsuz etkilerinden birinin Ukrayna ve Belarus sınırları içinde yer alan yaklaşık bir milyon hektarlık toprağın radyo aktif kirliliğin etkisi altında olmasına işaret edilen açıklamada "Nükleer yakıt ve radyoaktif maddelerin kalıntılarının kontrol altında tutulmasının ve gömülmesinin günümüzde de temel sorunlardan biri olarak önemini korumaktadır" denildi.  

Japonya`da 11 Mart 2011 yılında yaşanan deprem ve tusinamiyle birlikte Fukuşima nükleer santralının 3 reaktöründe meydana gelen çekirdek erimesine de temas edilen açıklamada, felaket sonrası etrafa yayılan radyoaktif maddelerden binlerce canlının etkilendiği, denizdeki radyasyon seviyesinin normalin çok üstünde ölçüldüğü kaza sonrası reaktörlerin peş peşe kapatılmasının ise fayda sağlamadığı vurgulandı. Fukuşima`da meydana gelen kazanın tüm dünyanın ortak sorunu haline geldiğine dikkat çekildi.

"Çernobil`de 4 Nisan 2020 de başlayan ve yaklaşık iki hafta sonra kontrol altına alınabilen orman yangının da nükleer facianın izlerinin günümüzde de ne derece risk taşıdığını bizlere göstermiştir" ifadelerine yer verilen açıklamada, Rusya`nın Ukrayna`ya açtığı savaşla birlikte nükleer enerjinin, insanlığın geleceği için ne kadar büyük bir tehdit oluşturduğunun anlaşıldığı belirtildi.   

Rusya`nın Çernobil nükleer santralının bulunduğu bölgeyi işgal etmesi, caydırıcı güç olan nükleer silahları kullanmaya hazır olduğunu duyurması ve savaşın ilerleyen günlerinde Avrupa`nın en büyük santralı olan Zaporijya`ya düzenlenen saldırının tüm dünyayı büyük bir felaketin eşiğine getirdiğinin altı çizilen açıklamada, nükleer santralların savaşın ortasında kalması, nükleer silah kullanma olasılığının büyük korku yarattığı kaydedildi.

"İnsanlığı Felakete Sürükleyecek"

Ülkemizde ise yaşanan bunca felaketlere rağmen nükleer santral kurma girişimine yönelik ise şu değerlendirmelere yer verildi: 

"Nükleer atıklarda bulunan plütonyum elementinin yarılanma ömrünün 24 bin yıl, etkisinin 240 bin yıl sürdüğü bilim insanlarınca kanıtlanmış doğayı kirleten, insanlığa ve tüm canlı yaşama ölüm kusan nükleer santrallardan vazgeçmemek taammüden cinayet işlemek, katliam, tür kırımı demektir. Mersin-Akkuyu ve Sinop-İnceburun`da kurulacak nükleer santralların zehir akıtmasından ve insanlığı felakete sürüklemekten başka bir yararının olmayacağı, bir avuç enerji lobilerinin ve büyük sermaye guruplarının daha çok kazanma hırsından başka bir yarar sağlamayacağı ortadadır. Akkuyu`da iş kazalarından işçi ölümleri şimdiden başlamıştır. Çevrede kirlilik yaratılmış, santral inşaat zemininde toprak yarılmaları yaşanmaktadır. Sinop-İnceburun`da kurulacak olan nükleer santral ÇED raporu felaketlerin şimdiden bağıra bağıra geldiğini göstermektedir. Bunu gördük ve ÇED iptal davası açtık."

"Karar Taraflı, Kasıtlı ve Siyasidir"

Sinop nükleer santralı ÇED raporunun iptali istemiyle Samsun 3. İdare Mahkemesi`nin inceleme süresi dolmadan ret kararı vermesine de temas edilen açıklamada; bilirkişi heyetinin bilimsel, hukuksal ve ÇED mevzuatı açısından tespit ettiği 276 iptal gerekçesi ve davalı kurum avukatlarının da mahkemeden ÇED raporunun eksiklik, yanlışlık ve uyumsuzluk taşıması dolayısıyla iptalini ve yeni bilirkişi heyeti oluşturularak yeniden ÇED raporunun düzenlenmesi talebinde bulunmalarına rağmen Mahkeme heyetinin ret kararı nedenini hangi gerekçelere dayandırarak verdiği sorusunun sorulmasına neden olduğu kaydedildi. Bu sorulara ise sırasıyla şu yanıtlar verildi:  

"1-Mahkeme heyeti (yargıçlar) yargıç değil, özel olarak görevlendirilmiş, hukuk tanımaz, kasıtlı davranan, taraflı karar veren, siyasi kişiler olabileceğinden. 2-Talimatla hareket ederek hukuk bilmez ve vicdan yoksunu olabileceklerinden.  3- Bilimsel, hukuksal gerekçelere göre değil, tamamen keyfiyete göre hareket ediyor olabileceklerindendir."

Mahkeme heyetinin açıkça suç işlediği ve HSYK`ya bunun bildirilmesi gerektiğinin vurgulandığı açıklamada, "Bu kadar aleni hukuk tanımaz cüretkârlığını ancak, arkasında çok güçlü bir siyasi güç olanlar gösterebilir. Yani karar taraflı, kasıtlı ve siyasidir. Dolayısıyla, demokratik hukuk devletinde olabilecek bir durum değildir/olamaz. Tarih önünde bu anlayış, bu karar asla kabul edilemez, bilim, hukuk ve vicdanlarda şimdiden mahkûm edilmiştir" denildi.

Nükleere santrallara karşı mücadelenin çoğalarak, güçlenerek sürdürüleceğinin, nükleer santral yaptırmayarak, doğadan, yaşamdan yana olunacağının kaydedildiği açıklamada inanç ve kararlılık ortaya konuldu.

Basın açıklamasının ardından Sinop Belediye Başkanı Barış Ayhan ve Sinop Milletvekili Barış Karadeniz de söz alarak, Çernobil`in ardından yaşanan felaketin bir daha yaşanmamasını dileyerek, nükleer santrallara yönelik dayanışma ve mücadele vurgusu yaptı.